13 Temmuz 2009 Pazartesi

Yok

Keyfim yok
Hevesim yok
Çalışasım yok
Yemek yiyesim yok
Beynimin için örümcek ağı gibi karman çorman.

Bu da kişisel tarihime not olarak düşülsün.

09 Temmuz 2009 Perşembe

Kuaförler! Diyeceklerim var!

Kuaföre gitmeyi hiç sevmiyorum. İnanılmaz gergin oluyorum. Senelerdir gittiğim olsa bile. Bir kere o fön gürültüsü boya kokusu beni mahvediyor. Bir de kuaför salonları neden beyaz ışıkla aydınlatılmak zorunda? Beyaz ışık feci bir şey. Tamam enerji tasarruflu ampuller falan beyaz ışık ama olmaz olsun öyle enerji tasarrufu. Migrenimi azdırır, insanı berbat gösterir o yapay ışık. Bir de aynalar var. Yahu o aynaların bizi güzel göstermesi gerekmez mi? Neden cildimizi berbat, saçımızı yüzümüzü kötü gösterir?
Bu dünyada 3 tip kadına saygım yok arkadaş.
1. Kırmızı ojeleri aşınmış yarısı soyulmuş kadınlara,
2. Esmer sarışınlara, (özellikle dipten 5 cm siyahı gelmiş kara kaşlı sarışınlara)
3. Terlik giyen kadınlara ,
Saygım yok! Saygı olmayınca sevgi de tükeniyor biliyorsunuz ki :)

Dün saçlarımı kestirdim bugün de fön çektirdim, 2 gündür istemediğim yoğunlukta haşır neşirim kendileriyle.
En son sir ağda ile bıyık operasyonuna tanımadığım bir kuaföre gitmiştim ve 2 hafta yanık dudakla dolaşmıştım berbattı.
Bence kuaförlerdeki en acınası tipler çıraklardır. Zaten asık suratlıdırlar gün boyu kuaförlerin ayak işlerini yapmaktan. Fönü tutarlar mesela ama öyle bir sıfatları vardır ki, sanırsın giderken peçeteye "beni kurtar" yazıp verecekler. Gelir terliklerini sürüye sürüye, saçınızı yıkar, önlüğünüzü giydirir, saçınızı ıslatır, fönünüzü tutarlar ama aslında bu işten nefret ederler. Saç kesiminden sonra yerleri süpürme işleri falan da bunlara verilir. Ben üzülüyorum çıraklara yahu. Daha iyi muameleyi hak ediyorlar .Hayır böyle kötü davranıyorlar sonra onlar ilk para bulunca kendi yerlerini açıyorlar sonra daha meslekte pişmeden korkunç saçlara, kaşlara, makyaj ve epilasyonlara imza atıyorlar.
Ben böyle bir kuaföre Azeri kızı Günel gibi girmiş, Ayşen Gruda olarak çıkmıştım kaşlarımı o şekil yapmıştı yani.
Bir de o saçlar seni rezil eder kuaförde. Saçların ıslanınca keçe gibi dolaşır tarakla açılmaz, aynada bakarken bir bakarsın beyazın var veya naylon gibi yıpranmış.
Ustalar da az değil. Havalı havalı keserler.Bir de bilmişler. Her boku bunlar bilir. Şöyle kısa olsun dersin, "Olmaz şöyle yapalım" der, düz fön istiyorum dersin "olmaz sana dalgalı yakışır" der. Yahu sana ne? Belki ben süpürge saç seviyorum. Belki ensem cascavlak açılsın istiyorum. Belki yataktan yeni kalkmış saç modeli derken gerçekten yataktan yeni kalkmış saç modlei istiyorumdur,yataktan kalkıp fön çekmiş saç modeli değil.
İyice kısa kestirdim işte. Artık 2 ay rahatım ooh.

08 Temmuz 2009 Çarşamba

M.J ve diğer şeyler


Dün gözlerim dolu dolu izledim cenaze törenini. Özellikle de kızının yaptığı konuşmada ben de herkes gibi çok duygulandım. Biz sadece pop müziğin kralını kaybetmiştik ama o babasını kaybetmişti.
Michael Jackson 'ın ölümü çok üzücü ancak yaşasaydı daha da hırpalanacaktı ne yazık ki, hak ettiği değeri göremeyecekti çünkü yeni jenerasyon onun değerini anlamıyordu. Dizilerde, filmlerde kliplerde alay konusu olmuştu son zamanlarda acımasızca.
Eğer yaşasaydı ve Londra'da o konseri verebilseydi konuşulan yine onun ten rengi, çocuk tacizi suçlamaları olacaktı.
Dünkü tören güzeldi evet ama yeterince görkemli değildi bence.
Ruhu şad olsun. Jim Morrison, Kurt Cobain, Elvis Presley, Bob Marley ve diğerlerinin yanında artık.


Münevver Karabulut cinayeti artık saçmalığa döndü. Deliller yok edildi, göz göre göre Cem Garipoğlu kaçtı ve hala saklanıyor şimdi de kızın cesedinde bulunan sprem başka bir cesede ait çıkmış. Bu inanılır gibi değil. Artık herkesin bildiği bir şey varsa o da bu ailenin kollarının nerelere uzanabildiği ve Cem Garipoğlu denen hayvanın başka birimlerce de saklanmasına arka çıkıldığı.
Paranız varsa cinayet bile işleyebilirsiniz arkadaşlar. Atış serbest.

06 Temmuz 2009 Pazartesi

Tip

Tıraştan Önce:


Tıraştan Sonra:


^_^

29 Haziran 2009 Pazartesi

Buldumbuldum

Şahane bir site buldum.

Sallama çay içmek isterken poşeti kaşıkla sıkmaya çalışıp etrafa sıçratanlardan mısınız? O halde çay poşeti sıkma makinesi ister misiniz?


Kola veya sodanızı açarken Harley Davidson motor sesi çıksın ister misiniz?

Kaset şeklinde seloteyp almak ister misiniz?


Sudoku desenli tuvalet kağıdına ne dersiniz :)




Bunlar gibi bir sürü enteresan zihni sinir eşyalar için www.buldumbuldum.com a bir uğrayın derim ben şahane şeyler buldum.

27 Haziran 2009 Cumartesi

Koro

Çocukken korodaydım. Hatta lise 2 de de korodaydım. İlkokuldaki koroyu yöneten öğtermenimizin tırnakları uzun ve kırmızı ojeliydi. Ben kısa boylu olduğum için en öndeydim. Kadın her elini aşağı yukarı indirdiğinde ben başımı geride tutmaya çalışırdım zira kadının tırnaklarının Freddy gibi yüzümü yırtacağından korkardım.
Lisede de sesim kısık olurdu hep provalarda. Yine kısa olduğumiçin en öndeydim ve en ortadaydım. Mikrofon tam önüme koyardı ve bana sadece dudaklarımı oynatmak kalırdı.
Bizim iş yerinde engelli çocuklarla bir koro oluşturmak isteyen emekli ilkokul öğretmenibir hocamız var. Ben de R. adlı şarkısöylemeyi çok seven öğrencim için ailesine bir not yazıp koroya katılması için izin istedim.
Gelen cevap şu: "Bizce bir sakıncası yok zaten şarkı söylemek ilgi alanına giriyor. Not: Sesi güzel değildir Allah sabır versin"

Yorumsuz...




2 Gündür mp3 çalarımda Michael Jackson dinler olmuştum ve işyerinde dün yemekte onunla ilgili konuşmuştum. "Bence popun kralı O'dur, ama o kadar operasyon geçirdi ki normalbir adamın ölü halde 2 ayda alabileceği şekli o yaşarken aldı" demiştim. Bugün ölüm haberini okuyunca tuhaf oldum.
Üzüldüm.

Son olarak, Yahu bu 1 Kadın 1 Erkek ne kadar güzelmiş yahu günlerdir sevgilimle sardık fırsat buldukça izleyip birbirimizi dürtüklüyoruz "Aynı sen, aynı ben" diye.
:)

24 Haziran 2009 Çarşamba

Rüyada başbakan görmek

Daha az önce uyandım.
Rüyamda R. Tayyip Erdoğan'ı gördüm. Sırt üstü çimenlere uzanmış konuşuyorduk. Sorular sordum ona. "Yargı gerçekten bağımsız mı?" dedim. Güldü. "Taraf gazetesi gerçekten taraf dimi? " dedim. Evet dedi. "Bazen muhalefetle bir araya geliyoruz gizli, konuşuyoruz çay kahve içiyoruz" dedi. "Kiminle?" dedim. "Boşver onu " dedi.
Sonra bir baktım çiçekler miçekler var etrafta toprak ıslak, yeni sulanmış her yer. Kapı çaldı, gelen öğrencimin annesi idi. Biraz sohbet ettik, kahvaltı ettik. Tam bir yere gidecektim kii uyandım.
Sıcakta ancak bu kadaruyunur, uyunursa da ancak bu kadar abuk rüyalar görülür.

not:
"Rüyada başbakanı görmek izzet, güç ve maksada erişmeye işaret eder." Diyor rüya tabirleri :)