
İnternette sorun var. Faturası yatmış ancak adsl hattı yok, telefondan da ses gelmiyor hiç. Daha önce 3 numaranın gelini kabloları kopartmıştı sinirlenip yine öyle bir şeye kurban gitti bizim hatlar. Bugün halledeceklermiş. Ben de kaldım netsiz. İş yerinde yoğunluk feci. Mayıs ayında çılgınlar gibi çalışacağız.
Cumartesi liseden arkadaşlarımla görüştüm. Tam 7 yıl sonra onları görmek çok tuhaftı. Evlenen, çocuğu olan, hamile olan, sevgilisi (umudu) olmayan, umudu olmadığını sandığımız halde umutlanan. Çok istekli değildim ama gidince de doyamadım onlarla olmaya.
Spora başladım. Dün spor salonuna gittim, bilgi almak için, bilgi almışken kayıt oldum, kayıt olmuşken akşam aletli çalışmaya katıldım, katılmışken bu akşamki aerobiğe de kaydoldum. Oradakilerin hepsi senin burada ne işin var bakışları attılar bana. Sağlık için ?! Daha fit olmak için?! Yaz geliyor, çok iştahlıyım öküz gibi yiyorum sonumu iyi görmüyorum?! 1,5 saat çalıştım orada. Canım çıktı. Bir ara gözlerimin önünde şimşekler çaktı, ağlayacaktım. Ne zor işmiş arkadaş. Hocanın da hiç insafı yok. Ben mindere oturmuşum 2 dk soluklanayım diye. Hemen geldi iç-dış bacak çalışmaya verdi 4 x 8 dedi 4x10 da olur dedi yuh dedim içimden adama bak . Full metal jacket filmindeki komutan gibiydi. Alt tarafı 15 dk kondüsyon bisikletinde çalıştıktan sonra indiğimde başım döndü resmen. Ben de kendimi çevik, güçlü biri zannederdim. Bir ara kalbim gözümde atmaya başlayınca mola vermek zorunda kaldım.
Anladım ki dünyanın en zor şeylerinden biri kilo vermek. Ben sağlıklı olmak için vs oradaydım ama oradaki kolları muhallebi kıvamına gelmiş, barfiks çekerken göbeği tişörtünden fırlamış, bisikletin selesinden poposu taşmış kan ter içinde çalışanları görünce ne yalan söyleyeyim halime şükrettim. Çılgınlar gibi yemek yiyip spora gidip, koşu bandında 15 dk yürüyüp-koşup sadece 70 kalori yaktığımı görünce anladım kilo vermek çok zor iş.
Hayatımın bu evresine uyum adını verdim. Kendime dönmeye karar verdim. Anladım ki bunca zaman dışardaki dünyayla mücadele etmiş, sonunda huysuz, hırçın, korkak, öfkeli biri olmuşum. Önce kendimi tanımam-düzeltmem gerektiğine karar verdim. Değiştirmek değil zira neysem oyum esasında. Ama her zaman yolculuk olarak gördüğüm hayatımda güzel bir yola girdiğimi anlıyorum şimdi. İnanıyorum ki insan en iyi dostu, düşmanı, komiği, üzüntüsü, tembeli, acımasızı kendisi. Herkesin içinde iyi, dürüst, güzellik olduğu kadar acımasızlık, nefret, öfke, kıskançlık var. Kimisi bu yönlerini yenebiliyor ve başka tarafları ağır basıyor kimisi orada kalıyor. Ancak çok az insan kendi özüne ulaşabiliyor .İnsanlar kendilerini değiştiremeyeceklerini öğrendikleri andan itibaren içlerindekini dışarı yöneltiyorlar ve bir yol arıyorlar. Ön yargılar, eleştiriler, etiketler, millet ne der düşüncesi yüzünden samimiyetsizlik paçalarımızdan akıyor. Ben kendi özümde yapabileceğim şeyleri düşünmeye başladım. Daha dingin, daha uyumlu olmaya adım attım.
Bu yolculukta başıme gelebilecek şeyleri sabırsızlıkla bekliyorum.