25 Aralık 2009 Cuma

Köpeğimi vermek zorundayım



İşe başladım köpeğimi vermek zorundayım...
Hamileyim köpeğimi vermek zorundayım...
Çocuğum kıskanıyor köpeğimi vermek zorundayım...
Öğrenciyken aldım mezun oldum ailem istemiyor köpeğimi veriyorum...
Evliyken aldık, boşandık köpeğimi veriyorum...
Taşındık apartmanda köpek istemiyorlar köpeğimizi vermek zorundayız...
Evde biz yokken ağlıyor köpeğimi vermek durumundayım...
Aldık ama kocam istemiyor köpeğimi veriyorum...
Çok üzgünüz...
İnanın çocuğum gibi hiç vermek istemiyorum ama...
İçim parçalanıyor ama ne yapalım...
Zaten ilgilenemiyordum...
Çok üzülüyorum, para istemiyorum iyi bakılsın yeter...

Bunları duyunca, okuyunca ağız dolusu küfür edesin geliyor. İnsanlar bu bahanelerin ardına sığınarak köpeklerini veya kedilerini başkasına veriyor . Bunlar insaflı olanlar. İnsafsız insan müsveddeleri ise barınağa terk ediyor veya direk sokağa atıyor. Bu okuduğunuz maddelere dikkat ettiyseniz hepsi bahane.
Bir canlıyı alırken , sahiplenirken her ama her ihtimali düşünmek ZORUNDASINIZ! Taşınabileceğinizi, hamile olabileceğiniz, çocuğunuzla yaşayacağınız sorunları, evin içine edebileceğini, ağlayıp saatlerce bağırabileceğini, işe durumlarının değişmesini, kısaca hayatta herkesin başına gelebilecek her şeyin sizin de başınıza gelebileceğini BİLEREK ALMAK ZORUNDASINIZ. Üzülüyorum diyorlar ya, buna da inanmıyorum, o kadar üzülüyorsanız bırakamazsınız, kıyamazsınız, inanın bırakılabilecek bir köpek varsa, benim Nancy onalrdan biridir. Huysuzdur, kıskançtır, ısırgandır. Defalarca ısırdı beni, her an yine ısırabilir, milleti kıskanır beni ısırır, hem de öyle böyle değil görseniz düşman gibi atılır ellerime. Üstelik sadece beni ısırır, eğitmenlerin dediğine göre bana güven duymuyor çünkü o da terk edilmiş, önceki sahibinden şiddet görmüş bir köpek.Ama nasıl ki doğurduğum çocukta maraz çıktığında onu sokağa atmıyorsam, başkasına vermiyorsam hatta bu fikir aklıma bile gelmiyorsa (ki çocuk sahibi değilim genel konuşuyorum) sahiplendiğim ve yuva verdiğim köpeğimi de bırakma ve ondan vazgeçme hakkını kendimde bulmuyorum. Onu eğitmeye devam ediyorum. Kurallar koyuyorum. O bir MAL değil, bir canlı. Bu güne kadar bir sürü insana ısrarla laf anlatmaya çalışıyorum. Evde köpek olmaz, bebeğin olunca görürürz, kocan istemezse ne yapacaksın, ya hastalık çıkarsa, ya kist olursan , evde pislik olur diye üstlerine vazife olmadan sorukları soruları cevapladım. Hepsine de cevabım var elbet. Annem astım hastası ve evden köpeğimiz gitmedi, sadece dikkat ediyoruz , kocam istemezse ben de onunla evlenmem, hayvan sevmeyen, beni böyle tanıdığı halde sonradan yan çizen bir adamla evlenmemek daha hayırlı olur zaten, bebeğim olursa da ona göre hayatımızı düzene sokarız. Ben bunların hepsine varım. Gerekirse evimi bile değiştiririm. Gerekirse ona yeniden yeniden eğitim veririm. Her köpek sahibi de böyle olmalı. Sorun çıkartınca başkasına vermektense çözümün bir parçası olup o köpeği bırakmamak için HERŞEYİ yapmalı.
Ama bazı zihniyetler değişmiyor malesef. Bazen Nancy 'yi görüp "Ayy biz de köpek istiyoruz, biz de alalım -alıcaz" diyenler oluyor. Korkuyorum o köpek için. Onlara " Evde bir köpek beslemek harika bir şey ama iyice düşünmeden almayın" diyorum. Ben zorluklarını ve sorumluluklarını anlatmaya başlayınca da gözlerinden anlıyorum ki bunu istemiyorlar. Onlar evde süs eşyası , sokakte ellerine takıp eşe dosta göstermelik bir çanta istiyorlar.
İyice ölçüp biçmeden, barınakları gezip oradaki terk edilmiş yüzlerce cins hayvanı görmeden, her şeye razı ve hazır olmadan köpek almayın. Zor iş.

NOT: Fotoğraftaki köpekler de yuva arıyor. Link burdan efenim.


Köpeğini bırakacaklar, önce bu yazıyı bir okusalar iyi olurdu. Belki "biraz da olsa" dokunur, ve belki de vazgeçerler.
Bebek ve köpek evde nasıl olur diyenler için de buraya lütfen.

24 yorum:

Magissa dedi ki...

Basligi gorunce yuregim agzima geldi ama bir yandan da "yok artik, Robin yapmaz, Puck etmez" dedim, netekim yanilmamisim.
Yazi da muhtesem olmus, her harfine katiliyorum.

Bir de "sahiplenen olmazsa sokaga gidecek" santaji vardir, en gicik oldugum da o.

Du ben bu gazla "How could you" yazisini yayinlayayim bi.

puck-robin dedi ki...

magissa: evet evet, alan olmazsa malesef barınağa veya sokağa bırakacağız diyorlar timsah gözyaşlarıyla .

Asortik Krep dedi ki...

Bu yazıyı okuduğumda ilk aklıma geleni paylaşmak istedim..Benim yaşadığımda içim burkulmuştu..
Bir iş arkadaşımın şiwawa(doğru mu yazdım,bilmiyorum) cinsi iki köpeği vardı, biri rahatsızlandı öldü,diğerini arkadaşım çok zor hamile kaldığından dolayı dr'u vermesini istedi, neyse verdiler de en az onlar kadar seven bir aile aldı ve baktı diye biliyordum ben.. Sonra bir gün bir kermeste bahçede oturuyoruz, küçük bir köpek yanıma yaklaştı ve beni kokladı, kucağıma gelmek istedi, sevmem için yanaştı..Ben pek yanaşmam başkasının köpeğine,adam da şaşırdı,kimseye böyle yaklaşmadı şimdiye kadar dedi..Sevdim kucağıma aldım ki kimseye gitmezmiş.İnmedi kucağımdan.Neden sonra aklıma geldi arkadaşımın köpeği olabileceği.Sonra düşündüm, bir gece bana gelmişti eski sahibiyle,bizim eve,sevmiştik beraber onu(toplasan 2-3 kere görüşmüşüzdür) ve beni hatırladığını, beni hatırlayınca da sahibini hatırladığını düşündüm o an.İnanamadım ama bakışlarını ve yaklaşımı görseydiniz inanamazdınız.Gözlerim yaşardı,o eski sahibini unutmamıştı..O zaman bir köpek almaya karar verdim..
Onların sadece konuşamadığını biliyorum artık, tek farkları bu.Yoksa her şeyi anlıyorlar.

puck-robin dedi ki...

asortik krep: maharet o gözleri görebilmekte, o bakışları yakalayabilmekte . sizi tebrik ediyorum. çoğu insan aldırmaz sever geçerdi :( hamile olucna köpeği vermeleri gerektiğini söyleyen hayvansevmez doktorlar ayrıca yazı konusu da neyse :(

absalom dedi ki...

ımm şimdi bu yazıya bi yorum yapmam şart :)

robin ben evde köpek besliyorum yıllarca.
şu evde köpek olmaz safsatalarını çok duydum boşver.
örnek aldıkları avrupada amerikada neredeyse her evde bi hayvan bulunur çocuklarla beraber büyür o hayvanlar.

yazının çoğuna katılmakla birlikte...
güzel ülkemde zor oluyo bu işler.
bi arkadaşım nişanlandı...
oğlan köpeği istemem dedi baya bi tartıştılar.
sonunda ya ben ya o dedi hödük :)
e kız da doğal olarak maxiyi seçti ayrıldılar.

bir yıl sonra oğlan kabul etmek zorunda kaldı köpeği...
bu seferde köpekli birine kiralık ev bulamadılar.
akdenizide bi ilçedeler küçük yer.
turistik bi ilçe bide.olmadı...
aylarca aradık.

fazladan para verdik olmadı...
evliliklerini ertelediler...
bulamadık...
kimse ev vermedi bilio musun.

mecburen köpekten ayrılmak zorunda kaldı kızcağız.
aynı ilçede yaşayan annemler aldı maxiyi...
defalarca şikayet etti komşular ki öle çok havlaması rahatsızlığı yoktur.
defalarca zabıtalar kapıya geldi ceza yazdı mahkemelik olduk komşularla kapıştık...

sonradan hocalaşmış hödük dayım melek girmez diye eve gelmedi anneme yazlığa geçin orda bulaşalım demiş duydum çıldırdım gitmeyeceksin dedim.
seni görmek isteyen varsa buraya gelsin...
araları açıldı..

daha anlatayım mı :)))

yani robin...
her babayiğit bu baskıyı kaldıramaz.
iyi niyetle başlar çoğu ama baskıyı yiyince sıkışır.
ha hiç başlamasın diyosun o da doru ama bence bırak başlasınlar...
2 sinden biri başarırsa bile iyidir.

zordur benim ülkemde güzel olan herşey gibi hayvan beslemek.

daha zamanımız var.

puck-robin dedi ki...

absalom: bir sürü üzücü şey yaşanmış yazık:( yalnız köpek besleyen ev sahiplerini koruyan yasalar da var, anneniz belki de boşa bunca sıkıntı çekti. mesela zabıta en fazla şikayeti size bildirebilirler ceza yazamazlar böyle bir yetkileri yok, eğer apartmanın ilk yönetim kurulu toplantısında evcil hayvan beslenemez kararı alınmadıysa sonradan eklenemez, eğer köpekten şikayetçilerse mahkemeye başvurup bilirkişi (!) eve gelip hayvanın sesinin desibelini ölçmeleri gerekir vs. ama tabi ki boşuna sinir harbi, stres, bazen öyle olaylar okuyorum ki, komşular kapının önünden geçerken kapıya vurup hayvanı delirtiyormuş, kapıların önüne dışkı koyup köpeğiniz her yeri pisletiyor diye şikayetçi oluyorlarmış vs. hatta hayvanı bir şekilde zehirleyeni bile var. stresi yeter insana:S böyle insanların olduğu bir ülkede yaşamak ne üzücü :(

Profösör dedi ki...

Çok faydalı bir yazı. Allah diyor ki; " Benim rahmetim her şeyi kaplamıştır." Dediğiniz gibi hayvanları sevmeliyiz. Onlara acımalıyız. Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Bu böyle bilene.

puck-robin dedi ki...

profösör: insanlar Allah'ın yarattığına acımıyorlar, melekler girmezmiş, o zaman sokaklarda meleklerden eser yok. kendi kendilerine tanrıcılık oynuyorlar.

GüLCaN dedi ki...

başlığı görünce gözlerim pörtledi resmen.. Bu kz nasıl bırakır Nancy'i sorularıyla tıkladım blogunun linkine. allahtan yokmuş öyle bişey :)
düşüncelerine aynen katılıyorum tatlım. o yüzdendir ki evde hayvan besleme işine girişmeyi hiç düşünmüyorum. misal; bu kadar yaramaz bir evlada sahibim tüm gün canıma okuyor, bırakıyo muyum cami avlusuna?.. ya da böyle bişey hiç geçiyor mu aklımın bi köşesinden.. asla..
eğer bir kez alıp sahiplendiysen işine gelmeyince üstüne atacak birini aramayacaksın.

puck-robin dedi ki...

gülcan: ben de hayvan beslemeyi düşünmediğin için ve buna rağmen beslemediğin için teşekkür ediyorum :D

Damlo dedi ki...

başlığı okuyunca noluo dedim :S

Haydins dedi ki...

Biliyorsun benim de Tedi'm var..Onu sahiplendikten 1,5 sene sonra öğrendim ki kedi tüyüne alerjim var, sürekli nezle halimin , veremliler gibi öksürmemin ve nefes alamamamın sebebi çooook sevdiğim kedicim..
Doktor kedi gidecek sorun bitecek dedi..Bir ağlamadığım kaldı inan ,şimdi ilaç kullanıyorum problemim yok şu durumda ..Moskova'dan dönüş yaparken herkes yüz defa sordu getirecek misin?? diye ..Niye getirmiyim siz taşınırken çocuğunuzu eski evinizde mi bırakıyorsunuz!! dedim..Bazı insanlar anlayamıyor ya da anlamak istemiyor bilemiyorum.. Mutlaka her hayvanın sorunları olabilir ama biz mutluyuz böyle..

puck-robin dedi ki...

demek kendileri aynı sorunu yaşasa hemen kapıdışarı edecekler kediyi. doktorlar da ayrı bir ilginç, hamile kalınca kediyi köpeği göndermeleri gerektiğini söyleyenleri özellikle.

allımorlu dedi ki...

başlığı görünce şaşırmadım ben:)ne kadar kriz yaşasanızda nancy'e kıyamayacağını,onsuz olamayacağını tahmin ettim..
bir hayvan sahiplenilmişse hiçbir sebep o hayvanı terk etmeyi gerektirmez ancak baştansavmak için mazeretlerdir seninde söylediğin gibi..
yollarda sahibi tarafından bırakılmış ev köpekleri görüyorum bazen..o kadar çaresiz o kadar mahsunlar ki..şaşkın şaşkın dolaşıyorlar nereye gittiklerini bilmeden..
bunları yapan kişiliksiz insanlara diyecek bişeyde yok çünkü anlamazlar,anlamazlar..

puck-robin dedi ki...

allımorlu: zaten o ev ortamına alışan köpekler, sokakta yaşamayı bilmediği için ya araba altında kalıyuor, ya aç kalıyor, ya donuyor :(

Sheena dedi ki...

başlığı görünce hah dedim beni anlayan biri :)
köpeğimi vermek istiyorum
şöyle 2 saat
yanında bbeği de vericem söz :)
deliksiz uyumak için
2 saat bilemedin 3 saat sonra alıcam
çok istiyorsanız geceyi geçirebilirler
o zaman kendime köpük banyosu yaparım çok faydalı sinir sistemim için :))
yok mu alan?
allah rızası falan desem?

puck-robin dedi ki...

sheena: inan çok üzülüyoruz ama dersen olur :D

Sheena dedi ki...

inanın çok üzülüyorum ama köpeğimi vermek istiyorum..
üstteki koşullar geçerli
bence alırsınız siz
evet evet aslansınız siz
kaplansınız siz
kesseler kanamassınız siz
alsanıza :((
sadece beyaz olanı alsanız??
çok üzülerek vercem söz :(

puck-robin dedi ki...

sheena: ben de valla benim azmanı verecek yer arıyorum ÇOK ÜZÜLEREK AMA :D

meltem dedi ki...

işte bu yüzden altı aydır ailemize bi köpeciği katmak için bu kadar düşünüp bu kadar gel gitler yaşıyoruz sonradan bu duruma düşmemek o masuma bu duyguyu yaşatmamak için dötümüz gerçekten yicek mi yemicek mi tartıyoruz

yoldan hergeçen evcil sahibiyle konşuyoruz çok sevdiklerini ama çok zor olduğnu söyledikleriden bi kez daha düşünüyoruz ha biz tam da kara kara düşünürken acaba becerebilirmiyiz derken aileden sesler yükseliyo aman ne gerek var başınıza işmi alacaksınız, aman pis olur eviniz:P falan gibi hay alahıııım yaaa iyi de biz küçükken yıllarca bunun hayalini kurduk olmadı bu yaşıma kadar en ufak bi canlıya bakma şansım olmadı bari kızımızla beraber geçte olsa yaşayalım bu duyguyu diyoruz ama tırım tırım düşünüyoruz neyse şimdi taşınma işi de bitince ciddi ciddi karar vericez umarım

puck-robin dedi ki...

meltem: evet ben de her sorana almayın çok zor diyorum ama bir d eşurdan bakalım: ben çocuk sahibi olmaktan da korkuyorum, çünkü bütün hayatını tümden değiştiren etkileyen bir şey, ama insanlar çocuk sahibi olduktan sonra bütün bunları unutuyorlar, bir sorun yaşadıklarında ay keşke çocuk yapmasaydımd emiyorlar, hatta engelli çocuklaırn ailelerinin çoğu bile iyi ki doğurmuşum diyor düşün. köpek sahibi olmak da böyle, (tabi gerçekten içinizde hayvans evgisi varsa) köpek sahibi olunca bütün zorluklarının üstesinden geliyorsunuz. hatta şu an nancy ile en zor günlerimizi yaşıyoruz huzursuz ve endişeli ve ısırgan bu günlerde ve deliler gibi sebebini arıyorum, tıpkı çocuğun psikolojik bir sorunu olduğunda araştırdığın gibi. bence asıl bilinçsiz, bencil insanşar yerine bizim gibi hayvan seven, bilinçli, araştıran, ne olursa olsun seven ve bırakmayan insanlar köpek sahibi olmalı.

Adsız dedi ki...

Bende türlü bahanelerle köpeklerini verenlere katlanamıyorum.
Ama bakın benim başımdaki olaya:
Eşim köpekgezmeye leri sever hatta köpeği cıkarttığındabenden fazla gezdirir hayvan doyaysıyo koşup oynayıp gelir.
Ama evin içinde acayip kısıtlı durumda: kalkma! oraya gitme! Buraya gel! yada bazen dinlemediği zaman çiddi bir gerginlik yaşanır evede eşim ve köpeğim arasında.
Köpeğim göğüs kanseri ve artık 11 yaşında ama eşimin ona karşı kesinlikle anlayışsız ve saygısız.
ben artık bunalıyorum, insan olarak bu kadar sıkıntıya ben bile dayanamıyorum.
Hele o bir köpek olarak bazen poposuna yediği tokatı neden yediğini bile anlamıyor.
Ben onun san zamanlarını rahat içinde, huzurlu ve özgür geçirmesini çok istiyorum.
Hatta yeni bir bebeğimiz oldu. ikisi çok güzel anlaşıyor. Kızımın onla büyümesini çok istedim ama eşimin gereksiz emirleri, bağarma ve azarlamaları beni deli ediyor.
Köpişim için çok üzülüyorum.
Ona en az benim gibi bakabileceğini bildiğim güzrl bir bahçesi olan birini bulabilsem bende onu verirdim.
Yeterki son zamanlarını huzur içinde geçirsin bende sık sık ziyaretine giderdim.

Adsız dedi ki...

Merhabalar... Benim 5,5 aylık bir Shela'm var.. YAzını okuyunca daha da kendimden soğudum.Her harfine katıldığım ve hep eleştirdiğim bir konuydu.Ancak artık aile ve çevre baskısı dayanılmaz bir hal aldı.Benim unıversitedeki son yılım.Ben okula dönunce annem bakmak zorunda kalacağından ve evde göçebe gibi halı vs. omadığından annem hemşire olduğundan ve evde temizlik için yeterli vakit bulamayacağından,traş ettirmemize rağmen (siyah köpüşüm) her yerde kıl tüy eksilmemesindne dolayı onu balkona koymuşlar(bır hafta babaannemde kalmak zorunda kaldığım sırada).Ben de gece o şeklde ağlayıp,saçma ve mutsuz olacağına bahçeli evi olan köyde bir tanıdığa verilmesine müsaadeye mecbur oldum.Baştan da istememişti annem ama evi gunde 5 kez supurup sılınce sesını cıkaramadı.Şimdi de ilk fırsatta evı temızleyıp düzenlemiş ve onu balkona koymuşlar.iÇİM ACIyor benim için inanılmaz zor olacak.Neşe kaynağım,adeta bir parçam o benim.Ama komşular,annemın arkadaşları,eşi,evde köpek istemem ilerde diye tutturan 7 yıllık sevgilim ve onun ailesinde her kafadan çıkan sesler..İnan bana çok direndim.Çok ağladım,yıprandım.Ama artık diğer şekilde daha mutlu olacağına inanıyorum.Her ne yaptıysam balkondan aldıramadım onu.Arada aldığımda da evde ciddi huzursuzluklar oldu.O daha iyi olsun.Ben de tekrar yalnız kalayım.Çaresizlikl çok zor.Öyle de güzelki...Tanrı'^nın bır lutfu gıbıydı.Çok gördüler.Çok zor..

Yaman Yaman dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.