
Çok kıyak bir iş gerçekten. Köeş yazarları ne iş yapar acaba? Bizim yaptığımız blog yazarlığından yapılan iş olarak ne farkı var? Bir köşeciyle röportaj yapmak istiyorum. Herşeyi bedavaya getirdikleri doğru mu? Yap bir tatil, köşende de tatil köyünü yaz böylece bedavaya gelsin, git yeni açılan bir eğlence mekanına bedava takıl, köşende yazmak yeterli, bedava sinema, tiyatro ,konser, etkinlik biletleri, gazetenin karşıladığı yurtdışı gezileri. Herşey bedava mı arkadaş? Hayır çünkü dikkat ediyorum mesela , aynı gazetede bir sürü köşe yazarı aynı yerden bahsediyor o gün veya o hafta. Anlaşılıyor ki bir firma mağaza açılışı vb. sebeplerden dolayı çağırmış gazetecileri bedava yeme içmece yapmış, onlar da köşelerinde bahsediyorlar. Mesela "
lifestyle" köşe yazarları. Gecede bir sürü mekan, etkinlik vs. geziyorlar yazıyorlar. Şimdi düşünüyorum da, şahane bir maaşınız yoksa her gece oralarda gezemezsiniz. Ama adamın işi o demek, gazete karşılıyor, sen de gidip eğlenip yazıyorsun. Mesela yeni bir film vizyona giriyor, o hafta bir sürü köşe yazarı galayı yazıyor, hem filmin reklamı yapılmış oluyor hem de adam bedava film izlemiş oluyor. Bu işin raconu bu sanırım ama bana biraz satılık bir işmiş gibi geldi. Karşılıklı al gülüm ver gülüm. En son Oray Eğin'in ( kendisinden tiksiniyorum ) yılbaşı partisine içki firmasının sponsor olması konuşuldu. Düşünsenize haksız bir kazanç değil mi bu Oray Eğin için. Gazeteci olmasaydı ve orda burda bundan bahsedilmeseydi içkisinin parasını kendisi ödeyecekti.
Mesela işi sadece köşe yazmak olan kişilerin bir iş günü nasıl geçer, Evden yazısını yazıp yollar mı? Gazete binasına gelir mi? Gelirse bütün gün ne iş yapar ki? İşi o günkü yazısını yazıp teslim etmek olan biri niye gelsin ki cehennemin dibindeki binaya? Bazı köşe yazarları vardır
dinozor. Yıllarca köşesinde durur, siyaset yazar, ciddi ağır abi veya abla. Kimisi vardır fildişi kulesinden dünyayı eleştirir oturduğu yerden. Her boku eleştirir, eleştirmek için dünyaya gelmiş gibidir, bir de bir şeyin kıstası avrupadır amerikadır ona göre. Avrupa'da yok böyle veya Abd'de var bu uygulama bizde yok falan der.
Agresif köşe yazarı vardır mesela buna da en büyük örnek Fatih Altaylı'dır. Dün mü önceki gün mü ne köşesinde bedelli askerlik için mail atan okurlardan dert yanıyordu. Şöyle bir cümle kurmuş muhterem:
okurları adam yerine koyup mail adresini açan köşe yazarları. Adam yerine mi? Sen kim oluyorsun ki? Bu cümleyi nasıl kurabiliyor ilginç doğrusu.
Dünyadan bi haber kokoş köşe yazarları vardır. Bütün işi gücü ne giyelim nereye gidelim, ne in ne out. Vazgeçemedikleri arasına
Manolo Blahnik ayakkabıları vardır mesela. İnsan düşünüyor, vazgeçemediklerim arasında niye ayakkabılar olsun ki?
Yılmaz Özdil vardır mesela ayrı bir alem. Yazı stili aşağı yukarı şudur:
Bugün...
Dedim ki...
Chp...
Akp...
Tayyip...
Al dedi git dedi...
Böyle böyle 12-13 satır yazar bırakır. Az sözle çok şey anlatmaz bence, anlatacak çok sözü olduğunu zannetmiyorum. Bence kendini çok önemsiyor her dediği birer gülle gibi falan zannediyor herhalde.
Bir de böyle toplumdan kopuk yaşıyorlar sanki. Yazıyor adam köşesine, "thy first class hizmet berbat, böyle şey olamaz" başlıklı bir yazı. Neresinden tutsan elinde kalır.
Bence bu tür köşe yazarlığı çok güzel bir şey. Ben de olmak istiyorum. Köşemden atıp tutmak istiyorum. Evimden yazı yollamak istiyorum. Özel günlerde firmalardan hediye yağsın istiyorum. "
Pazardan aldığım muzlar çürük çıktı pazarcılık ölmüş rezalet!" başlıklı yazılar yazmak istiyorum. Uçakta business class uçmak istiyorum, tatil yapıp gazeteye fatura etmek istiyorum,bedava etkinlik, konser ve filmlere gitmek istiyorum. Hatta bizzat davetiye istiyorum. Beğenmediğim filmle ilgili "Olmamış Yılmaz" başlıklı bir yazı döşenmek istiyorum ki samimiyetimiz ve bakın ben kimlerle arkadaşım görülsün istiyorum. Kitaplar daha piyasaya sürülmeden bana gelsin istiyorum, cdleri ilk ben dinlemek istiyorum. Otel açılışlarında bedava kalmak, spa da rahatlamak istiyorum.
Üç nokta ile biten yazılar yazmak istiyorum 14-15 satır yazsam yeter de artar nasılsa.
foto