25 Kasım 2010 Perşembe

Hayvanseverlik ne zor


Hemen hemen her gün buradaki ve buradaki  ilanlara bakıyorum. Bakıyorum bakıyorum ağlıyorum üzülüyorum. Kendi kendime "ne zor yardım edememek" diyorum. Evine alamamak, gidip kafasını sevememek ne zor diyorum. Evimde zaten huysuz bir köpek var, evde bizlere bile neler yapıyor bir de başka bir köpeğe neler eder diye başka köpek sokamıyorum. Kendimce ben de bu açığımı kapatmak için sokakta gördüğüm zavallı durumdaki hiç bir hayvanı es geçmemeye çalışıyorum. Yanımda ödül bisküvisi, bazen mama, ödül kemiği falan taşıyorum. İşyerinde dolabımda mama saklıyorum. Hiç birşey yapamazsam bir yerden yiyecek alıp önlerine koyuyorum başlarını okşuyorum evime içim ağlaya ağlaya gidiyorum. Yollarda ezilmiş kedi-köpek görme korkusundan araçlarda yollara bakamıyorum, kafayı yiyorum sanıyorum dolmuşta gözünü fezaya diken bir kız düşünün.Aynen öyle takılıyorum. En korktuğum şeylerden biri bir hayvanı ezilirken görmek veya ona çarpmak.
Düşünüyorum düşünüyorum hayvansevmez olmak duyarsız olmak ne kolay diyorum. Bunları görmezden gel, yolda yaralı bir hayvan gör duyma, ağlayan arabaların altına kaçan, yola fırlayan kedi gör umursama yoluna devam et ne kolay diyorum , böyle olmak bu şekilde hayatına devam etmek zor. Her yerden insanların adilikleri insafsızlıkları fışkırıyor. Her yerde yaralı hayvanlar, işkence görmüş, eziyet edilmiş , tecavüz edilmiş, karnı yarılmış, patileri kesilmiş, ağzı bantlanmış zavallılar. Her yerde insanların duyarsızlıklarının eseri. Görevini yapmayan belediyelerin, bir heves evine hayvan alan ve kıçı sıkışınca sokağa dağa bayıra Allah ne verdiyse terk eden hayvanoğlu hayvanlara lanet ediyorum.
Ulan diyorum hiç birşey yapamıyorsanız zarar vermeyin yeter. Zaten onların da istediği zarar görmemek. Tamam sevmeyin kabul, dokunmayın tiksinin, korkun ama yahu zarar vermeyin.

Dün işyerinden çıktım, okulun orada sevdiğim sokak köpekleri var, dün bir tanesi oradaydı, adamın biri birşey veriyordu, bizimki de sevinçle hapır hupur yiyordu. Gittim baktım ne yiyor diye. Adam almış bir paket kremalı bisküvi , köpeğe veriyor. Dedim ki "beyefendi  siz iyi bir şey yapmak istemişsiniz belli ki ama köpeklere şeker çok zararlıdır vermeyin" . Adam gayet rahat ve mutlu (cehalet saadettir) "yok bişey olmaz bişey olmaz" dedi vermeye devam etti. Hay yarabbim güler misin ağlar mısın. Bizim ülkemizde herkes veteriner hekim zaten. Sonra adam "otobüsüm geldi , al sen bunları ver" diye paketi elime tutuşturup gitti. Ne yapacağımı bilemedim. Versem, hayvana zararlı vermek istemiyorum. Vermeyip ne yapacağımı da bilmiyorum. Adamın malı, çantama atıp çöpe atsam haram zıkkım edecek olan bana olacak, çocuğun birine mi versem ay ne yapsam derken attım çantama. Bir kenara bıraksam çılgın köpek yiyecek çünkü hevesle elime bakıyor. Gittim hayvancağıza pide aldım bisküviyi de çantama attım oradan da çöpe attım artık ne olacaksa olsun diye.
Şimdi hemen sivri zekalar çalışır "insanlar için ne yapıyorsun, önce insan" bıdı bıdısı yapar. Amaan ne yapayım yaparsa yapsın. Zaten işyerinde de "o zaman köfte de yeme, burger de yeme, yumurta da yeme" diye laflara maruz kalıyorum. Hayır ben de diyorum onlara abi para benim, hayvan sevgisi benim, paramla ister mama alırım ister ayakkabı alırım. Benim köpek kedi sevmem onları beslememden sana ne? Ama o zaman huysuz Ayşegül oluyorum, laf söylenmiyor oluyorum yooo.

Hayvanseverlik nerede başlıyor nerede bitiyor bilmiyorum. Et yeme konusunda bile derin düşünceler içerisindeyim.
Hadi bakalım.

not: İlk fotodaki yavru tasmasıyla mamasıyla hatta karnesiyle sahibi tarafından SOKAĞA atılmıştır, yuva aramaktadır. Adı karnesinde yazdığına göre Puki imiş. Eğer tez zamanda yuva bulamazsa yarın veya öbürgün barınağa gidecekmiş. İletişim için :
0543-445 69 50

ikinci fotodakiler de  Uzi'nin evinin yakınındaki parktaki yavrucuklarım.

7 yorum:

Selin Ergeçer dedi ki...

İnan ki seninle aynı fikirdeyim ve insanların "önce insan" laflarına fena halde gıcık olmuş durumdayım yani gerçekten böylelerine kafa atasım var. Yazını okurken işte ben dedim hakikaten yazdığın herşeye noktasına virgülüne kadar katılıyorum. Biz böyleyiz,salla diğerlerini,kim ne derse desin,zaten senin de dediğim gibi;para bizim,sevgi bizim,vicdan bizim,kim ne karışır!

puck-robin dedi ki...

selin ergeçer: böyle benimle aynı şeyleri düşünen insanları görünce gerçekten umutlanıyorum. sanki artık o çılgın hayvansever panter emel gibi tek başına mücadeleden çok birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyoruz en azından. belki biz o günleri göremeyeceğiz kim bilir ama bir gün mutlaka sokaktaki zavallı hayvanlara bir çözüm bulunacağını düşünüyorum.
diğer karışan arkadaşları da çok kıymetli paralarını "önce insan" için harcamalarını öneriyorum. madem öyle o halde onlar da aç açıkta insanlara çocuklara yardım etsinler dimi. hem pasif olup car car ötmek kolay.

uyuz cadı dedi ki...

Insanlara da devlet baksin bi zahmet. Yuzde bilmem kac oy verip tepeye kondurmayi biliyolar, is senin zavalli muhtaclara verdigin bi lokma ekmege gelince insana yap laflari ucusuyo ortalikta.
Hem kendileri bi boka karismiyo, ne insana ne hayvana faydalari yok hem de et yeme bilmem ne.
Ben 14 sene et yemedim, o zaman da deri ayakkabi giyiosun ama, yok cuzdanin deri, yok efendim makyaj malzemesinde de var falan fesmekan diyodu gerizekalilar. Yani sen hayvan mi seviyosun, yapman gereken ilk sey oncelikle sevmeyi birakmak, sonra o cabayi insanlara harcamak, ardindan kesinlikle et yememek, makyaj yapmamak, carik giymek ve hatta nefes almamak.
Haa bu arada o gerizekalilar ne yapiyo olacak? Bu sartlar altinda bile sana soyleyecek bikac sacma sey bulmaya calismak ve ne insana ne de hayvana yardim etmemek.

Prima Rima dedi ki...

Bak şimdi adamı yazmışsın ya onu okurken aklıma Tuğba Özay geldi ...akıllım bir gece dürüm alıyor bir yerden, magazincilerde çekiyor bunu, yanına bir sokak köpeği geldi, buda çıkartı köpeğe domatas verdi köpek yemedi tabi.
Dediki ay ne istiyor bu domates yemediiiiii...

Köpeğe kremalı büsküvi mi verilir yahu?


O yavrucuğada çok üzüldüm yavrum yaa melül melül bakıyor kalmıs ortada.Yazık.

puck-robin dedi ki...

uyuz cadı: oh ağzına sağlık Lalişim, daha ne diyelim dimi ama

primarima: o kadın ayrı bir yazı konusu zaten :)

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Ah kıyamam ben ona :( maalesef insanlar çocuklarının geçici hevesleri için köpek alıp sonra rahatlıkla sokağa atabiliyorlar.Yakın zamanda bizimde 10 gün kadar misafirimiz vardı evde.Tabi evdeki depresyondaydı.Neyse ki sahiplendirdik misafirimizi şimdi gayet mutlu :)

puck-robin dedi ki...

dalgaları aşmak: yeni bir sahip bulma zahmetine bile girmiyorlar yahu