24 Aralık 2010 Cuma

İstanbul'u dinliyorum genizim egzosdan yanmış

Bu şehirde yaşamanın nesi güzel birisi söyleyebilir mi bana? Her salı ve perşembe kursa gitmek için işyerinden çıkıp Mecidiyeköy'e gidiyorum. Her seferinde de insanlarına da trafiğine de havasına da lanet ediyorum. Her an trafik var, her yer leş gibi kokuyor, insanlar üzerine üzerine geliyor, dün bir adam resmen üzerime dalış yaptı yahu. Metrobüs faciası var bir kere, böyle bir kalabalık olamaz, bu şehir bu kadar insanı kaldırmıyor kaldıramıyor artık. Köprüden ne zaman geçsem iki yakadan da görünen yeşillik miktarı azalıyor ve devam eden inşaatlar görüyorum, zart inşaat zurt inşaat . Bina, bina kalabalık kıyamet... Bıkmadınız mı ıkış tıkış yaşamaktan arkadaş. Ne İstanbulmuş. Bu şehir insanı öfkeli, uyuz, ırkçı yapıyor. Yoldan geçen insanlara "bok var geldiniz İstanbul'a bok vaaaaaaaaaaaaaaar" diye haykırmak istiyorum. Köyünden kasabasından arsasını tarlasını satan yurudm insanı parasıyla müteahit oldu her semtte çoluk çocuk arkabaca oturabileceği evler yapıyor. Her an yeni semtler doğuyor. Şu an çalıştığım semt taş çatlasa 6-7 senelik bir semt, daha düne kadar ulaşımı yoktu, insanları en fazla 10 senedir burada yaşıyor. Yaşıyor ve içine ediyor. Sokaklar pislikten geçilmiyor, insan şehrinden insanından soğuyor. "Şehirli" ayılar da var elbet, okumuş etmişin ayısı da başka oluyor, o ayıları da haftasonu Bağdat Caddesi ve -veya Bebek boğaz hattında görebilirsiniz.
Bir yerden bir yere gitmek haftasonu eziyet, ya yolda trafikte saatlerinizi harcayıp yine ıkış tıkış olacağınız bir alışveriş merkezinde veya ne bileyim bir eğlence mekanında geçireceksiniz ve zamanla kanser oalcaksınız ya da mis gibi evinizde oturup yata-vizyon yapacaksınız. Ya yemin ediyorum biz motorlu olmamıza rağmen Eminönü ve boğaz hattında mahsur kaldık saatlerce. Haftasonları gidilmeyecek yerler listesi yaptık kesseler gitmeyiz: Eminönü, Sirkeci, boğaz hattındaki tüm ilçeler; Beşiktaş,Bebek vs. .
Ya düşünün benim annem , ablamın nikahına yetişemedi trafik yüzünden, hem de konvoyda olmasına rağmen. Hastalansan yollarda can verirsin, ambulanslara yer vermemek için kapışıyor ayılar.
Bu şehirde yaşamak için dünyanın parasını harcıyorsunuz ve değmiyor da. Sağlık, eğitim, oturduğun yer, sonra illa bir aracın olacak. Çocuğun olunca zaten bunların hepsini x2 yapabilirsiniz.
İstanbul bitmiş, gelmeyin artık, ben de gideceğim zaten en kısa zamanda. Bi bok yok burada, o magazin sayfalarına bakıp iç geçirmeyin, o artislerin olduğu Cihangir'de de bir bok yok, daracık yollar, araçlar, üst üste insanlar var.
O dizilerdeki boğaz yalılarında oturmuyoruz hepimiz, zaten boğaz hattına gidince denizi göremiyorsun deniz artık pis leş gibi kokuyor , ayrıca teknelerden denizi göremiyorsun bile. Trafiği de cabası.
İstanbul'da eski zamanlarda yaşıyor olmak isterdim, yolların boş olduğu, her yerin yeşil olduğu yerlerde olmak isterdim. Aslında boşverelim İstanbul'u , ben artık başka şehirde olmak istiyorum. Bu  boktan şehrin bana verebileceği bir şey kalmadı, kendi halinde kalsın çürüsün ve kokuşsun olan ve olacağı da bu zaten.

2 yorum:

Prima Rima dedi ki...

Daha iki üç gün evvel Tugi ile bu mevzuyu konuştuk hemde uzun uzun...
Hafazanallah olur ya bi yerden miras kalsa bilete para çıksa filan ilk iş naparsın diye sorulur ya hani ben diyorum ki bu İstanbulu terkeder giderim.

Halis muhlis İstanbulluyum ben ana baba dede nene filan ama İstanbuldan kaçacak yer arıyorum!Yemin ederim insanın ömrü uzar ömrü.

Adsız dedi ki...

Belki içerden öyle görünüyor İstanbul; ama onsuz da olmuyor...Çocukluğum geçti İstanbul Anadolu yakasında...Ne öyle fazla trafik çektim ne de avrupa yakası gibi betonermede yaşadım, İstanbul'da ağaç gördüm aslında...Belki de ondan özleyişimi ama bir türlü istemekle beraber gelemeyişim...