13 Eylül 2011 Salı

Terlik




Çarşamba günü işten eve dönerken bir miyavlama sesi duydum. Nerden geliyor diye baknırken sitenin çitlerinin öbür tarafında minnacık yavru bir kedi gördüm. Gözünün biri kapanmıştı ve acı acı miyavlıyordu. Hemen ne yaptım ettim onu oradan aldım. Biraz bekledim annesi veya kardeşleri vardır diye. Pisi pisi diye dolandım falan. Baktım gelen giden yok. Aldım bu minnoşu doğru veterinere. Gözü enfeksiyon olmuş hemen damla damlattılar, iç-dış parazit yaptık. "Ee ne yapsam şimdi bunu?" dedim. Veteriner "aldığın yere bırak" dedi. Olur mu, ha arabayla ezmişim ha onu tekrar oraya bırakmışım. Ölür her türlü çok minik, annesiz kalmış belli. Aldım eve getirdim. Uzi belki istemez ama ne olursa olsun ben en azından toparlanana kadar bakacağım buna dedim. Uzi geldi, beni şaşırttı. Çok sevindi, kediyi de çok sevdi. Hep ayaklarımıza dokundu, hep insan istiyordu o yüzden adını Terlik koyduk. Karnını doyurduk, kaptan yaş mama bile yemeyi bilmiyordu, kaşığı emmeye çalışıyordu. Gece olunca da Nancy'nin kutusuna koydum hemen uyudu, gece de miyavlamadı. Nancy annemdeydi , yoksa onları getirdim bir araya, Nancy kaçtı kediden, kedi de buna tıslayıp tükürdü durdu. Anladım ki Nancy ile kedi mümkün değil aynı evde olamaz.
Hemen yuva arayışına başladık. Ama nasıl seviyoruz, Uzi ile birbirimize bakıyoruz, sanki birimiz "kalsın ya" desek kalacak. Ama biliyorum çok daha büyük bir sorumluluk hem kedi hem köpek. Büyüyünce ne yaparız ne ederiz derken yuva bulduk ertesi gün. Cumartesiye kadar koynumuzda yatırdık, mırıl mırıl yanımıza geldi ellerimizi çizik içinde bıraktı, mama yemeği öğrendi, koltupa çıkmayı ve inmeyi öğrendi, evin içinde hoppidi hoppidi koştu durdu. Cumartesi günü yeni evine bıraktık. İçimiz mahzun. Verdim Terlik'imi. Ağladım ağladım. Ya dedim nasıl alıştırıyorlar kendilerine. İnsan küçücük şeye nasıl merhamet sevgi duyuyor, anlam veremiyorsun sevgisiz merhametsiz insanlara, gözlerinde küçülüyorlar hayvan sevmeyenler.

Kediler bambaşka. Çocukken vardı bizim kedilerimiz. Manyak gibi bütün gün uyur gece olunca azarlardı.
Yine bir gün bir kedim olsun isterim. Sıcacık sevgi dolu, mırıl mırıl tipler. Dost görünen hıyarlardan iyiler en azından.

7 yorum:

tosbagalar dedi ki...

Benim tosbağalar da çok hevesli kedi köpek beslemeye ama ben bir türlü yaklaşamıyorum. Belki bir kedi düşünebilirim ama çok zor geliyor

elif ada dedi ki...

Nasıl tatlı bir şeymiş bu. İnsan vazgeçemezki bundan? Ama senin zilliyle de olmaz ki aynı evde. Of kocaman bahceli bir evim olsun istiyorum. Hepsini toplayım, orda bakayım istiyorum

Begonvilli Ev dedi ki...

Minik kedinin öyküsü çok tanıdık geldi:) Ben de Jane'imi aynı şekilde bulmuştum. Yalnız bizim ufaklık günlerce aç ve susuz kalmış, o yüzden böbrekleri ve sindirim sistemi hasar görmüş. Normale dönmesi için kırk gün kadar tedavi gördü. biz de ilk günden bağlandık ona. Çok tatlı, temiz ve terbiyeli bir kedi. Minik yani köpeğimiz çok güzel kabullendi. Şimdi 3 yaşında koca kız oldu ama geçtiğimiz günlerde aynı bu ufaklık gibi bir yavruyu parkta kanlar içinde buldum. Kuyruğu ve kulağının ucu parçalanmış. Onu da tedavi ettirip mecburen aldım. Adı Colette. Şimdi evde bir köpeğimiz, iki de kedimiz oldu.

Robin Goodfellow dedi ki...

tosbagalar: zor geliyorsa bence hiç bu işlere bulaşmayın derim ben. çünkü gerçekten bir kere karar verip eve aldı mı dönüşü olmamalı, her ama her ihtimali düşünebilmeli, gerekirse evi bile ona göre seçebilmelisiniz. zor iş, hani böyle bir deneyeyim diyerek olmaz. harika bir sevgi ama zor. tosbağalar mutlaka isterler, mesela siz de bu sevgiden mahrum kalmamaları için barınaklara falan götürebilirsiniz. yüzlerce hatta binlerce yuvasız hayvancıklar sevgiye açlar.

elif ada:yaa işte olmuyor benim huysuzla. neyse ki çok güvendiğimiz bir yere verdik, eminim orada tosuncuk gibi sağlıklı ve mutlu olacaktır. aah ah o ev hayali bende de var :(

begonvilli ev: ne güzel sizin Minik kabullenmiş, benimkisi baştan kedilere kıl olduğundan ve hatta geçenlerde de bir anne kedi saldırdığından sağı solu belli olmaz, yavru da ona tıslayıp tükürüp durdu. böyle muhtaç bir canlıyı alıp ona yemek vermek sevgi vermek muhteşem. sizi tebrik ediyorum.

polly dedi ki...

aaah, ah... tanrının gazabı, bilmem ki kimin laneti; benim kediye alerjim var :( hayatımın yarısından çoğunu kedi ile koyun koyuna geçirmişken hem de.. şimdi gördüğüm her yavruda içim cız eder durur.
belki biraz fırsat verseydin alışırlardı. ben de yeni yavru köpek aldığımda penny kızım huysuzlanmıştı ama şimdi kardeş gibiler.. neyse canım neticede uyum sağlayacaktır yeni evine de.. ne demişler, "kedidir, kedi :))

Robin Goodfellow dedi ki...

polly: benim Nancy'yi tanımasam alışması için zaman verirdim ama Nancy faktöründen başka , bir kediye bakabilir miyiz, onun da sorumluluğunu alablir miyiz düşünceleri de etkin oldu. Zaten alışmış serseri mutluymuş yeni evinde.

♥мұ»p»r«i»n«č»є«s»s♥ dedi ki...

ne kadar ilgili- yaramaz ve oyuncu olacağı bu resminden hemen anlaşılıyor canım...