6 Ocak 2012 Cuma

pişmanım


Öldüğümüzde hissettiklerimizin bir grafiğini çıkarsalar eğer benim hayatımın tamamına yakınını pişmanlıklar içinde geçirdiğimi görürlerdi. Hatta öldüğümde "nasıl bilirdiniz?" sorusuna "pişman" cevabını verebilirsiniz rahatlıkla. Hatta ve hatta taşıma da yazabilirsiniz "sonsuz pişman". Hatta pişmaniye paketlerine benim fotoğraflarımı koymalılar. Hatta pişmanım yerine Ayşegülüm kelime olarak terminolojiye geçebilir sorun yok ben izin veriyorum.
Yaşadığım şeylerden, seçimlerimden ya da tahmin ettiğiniz gibi hayatımdaki erkekten dolayı değil pişmanlığım. Her gece kafamı yastığa koyduğumda (evet istisnasız her gece) beni rahatsız eden pişmanlık tamamen benim kıırıcılığımdan , fevriliğimden, en olmadık anda en yaralayıcı kelimeleri söylememden ve devede bile olmayacak derecede olan kinimden kaynaklanan pişmanlıktır. Hatta kavga anlarında karşı tarafı benimle tanıştığına pişman ederek de bunu paylaşırım. Çünkü benim pişmanlığım çok sonra oluyor.
Şu zamana kadar pişman olduklarım saymakla bitmez, uç uca ekleseniz buradan Ardahan'a yol olur.
Daha önce burada bahsetmiştim, kavga ederken içimden bir canavar çıkıyor. Ben gidiyorum yerime  kuduz köpek geliyor. O an sinirliyim da bütün dünyayı yakıp yıkabilirim. İçimde karşı konulamaz bir yangın başlıyor sanki. Çok sorguladım kendimi. "Allah'ım ben niye böyleyim ?" diye çok gece kendimi yedim. Ama ne bir çözüm bulabildim ne kendimi iyileştirme çabalarım uzun sürdü.
Öfke terapisi diye bir şey vardır  veya öfke yönetimi , hani şu Anger Management filmindeki gibi. Oradaki gibi goooooossfraabaaaa demedim ama birden ona kadar da saydım bir yararı olmadı. Sanırım bizzat kendim terapiste gitmeliyim.
Bugün okulda eski ajandama bakarken anneannemin bu yıl en son bize geldiği günü gördüğümde aklıma geldi yine pişmanlığım. Evlendiğim günün sabahı kadıncağız otururken düşmüş ve gözünü çarpıp morartmıştı, ben onu o halini görünce çok üzülmüştüm ama ne yaptım , kadına ayılar gibi bağırdım çağırdım sonra da onu da ağlattım . Üstelik bu ilk bağrışım da değildi.
Babam ölmeden 1 hafta önce de babamla kavga etmiştim. Ona da bağırıp çağırıp neler söylemiştim. Sonra da günlerce küs kalmıştım. Of yazarken bile bunalıyorum pişman oluyorum.
İşin kötü tarafı gönül almayı da bilmem. Özür dilemeyi de sevmem.
Gerçekten kırdıklarım hep en sevdiklerim üstelik. İnsanın bence en büyük savaşı kendisiyle, kendini aşmasıyla.
Acaba burcumla mı ilgisi var bunun (akrep) bilmiyorum. Yakıcı yıkıcı falan filan. Burcuma suç atmayayım en iyisi olay bende .
Ne yapacağım ben kendimle bilmiyorum.


foto

10 yorum:

mor dedi ki...

seni çok iyi anlıyorum.Bende şu günlerde aynı durumdayım kuduz bir köpeekk gibi.Ve özür dilemek bana yalakalık geliyor onca çıldırmışlıktan sonra.Ve evet dileyemiyorum.Pişman olacağım şeyler söyleyip beni çıldırtan kimse hemen yok olsun karşımdan istiyorum.ki bu da kendimden kaçış yolum.Umarım sakinleşiriz biraz...sevgiler

Colorful dedi ki...

yazdiklarini okurken muhtemelen bir akrep dedim. kendimden biliyorum.

Sheena dedi ki...

Pisman olabilirsin, insanlari incimis olabilirsin ama en azindan durustsun. En azindan yuzlerine karsi soyleyemesen de yazacak kadar farkindasin.. En azindan once kendine sonra cevrene itiraf edebilecek medeni cesarete sahipsin. En azindan vicdanin var.. En azindan begenmedigin yonunu engellemeyi/ degistirmeyi deniyorsun.. Daha en azindan diye baslayan bir kac cumle daha kurabilirim kanimca ama gerek yok, cunku sen de biliyorsun ki ozunde iyisin :) O yuzden de seviyom seni. Op simdi kendini canimi pismaniye cektirdigin icin sana kizginim ayrica : )

Robin Goodfellow dedi ki...

mor: özür dilemek bana zor geliyor çünkü ben benden özür dilenmesinden nefret ederim, "o zaman yapma özür dilenecek birşey" demek gelir içimden. saçma işte ama ben de dileyemiyorum . anca tibetli budistler falan belki sakinleştirir beni :)

colorful: akrep olmak buysa zormuş :(

sheena: öptüm gitti :) ama bunların hiç biri kendimi değiştirmemi sağlamıyor ki ne yazık ki . bazen kendimi dövmek istiyorum :D

Mathilda dedi ki...

Seni bilenler, sevenler anlıyordur, bilmeyenler de çok takmıyordur, dolayısıyla fazla zarar çıkmıyordur diye bir çıkarım yapasım var :/ ben de mesela çıldırana kadar içime atıp sonra alakasız bir durumda kusuyorum. herhalde deli bu yorumları alıyorum :) benimkisi de değişik bi model olsa gerek. hepimizin bir yamuğu var bence. birine bilerek isteyerek, gayet de farkında olarak kötülük yapıyor musun önemli olan o sanki. son zamanlarda kötüye kötülükle karşılık verme isteğinde oluşumun bu konuyla bir ilgisi yoktur umarım :/ Ay bilmiyorum, zor iş insanla uğraşmak.

Robin Goodfellow dedi ki...

mathilda: keşke içime atabilsem en azından o an. boşuna dememişler kontrolsüz güç güç değildir diye. kontrolsüz çıkıyor benden ne çıkıyorsa. bilerek kötülük yaptığım olmamıştır ama kavga sırasında bile bile kırdığım çoktur:(

Mathilda dedi ki...

ya miniciksin sen çıtı pıtı böyle, hiç düşünemedim seni kızgınca. yine de iyi bir arkadaş olduğuna eminim.

rahat yazar dedi ki...

sinirlendikten sonra pişmanlık duyma herkeste vardır genellikle ama sakinleş ve kırıcı olmamaya çalış bence sonra tamir etmek zorlaşıyor ama seni iyi tanıyanlar ne kadar bağırsan da kırılmaz herhalde...

Adsız dedi ki...

Selam,

Benim de akrep burcu bir yakınım var. Tıpkı sizin anlattığınız gibi. Kafasına göre yorumlayıp anında sokar, özür dilemeyi de bilmez maalesef... Size tavsiyem, kendinizi karşındaki insanın yerine koyarak konuşun. Size bu şekilde kırıcı davranılsa hoşunuza gidermiydi... İnan bana çivi çıkıyor ama izi kalıyor. Affetseniz bile olay başka bir zaman tekrarlandığında daha öncekiler de film şeridi gibi diziliyor insanın gözüne ve bir süre sonra sevginiz azalıyor. Her beraberliğinizde yine kırılacak mıyım diye korkuyla yaklaşıyorsunuz o kişiye...

Robin Goodfellow dedi ki...

merhaba adsız
vallahi böyle olmak istemiyorum, diyorum ya pişmanım. ben böyleyim deyip çekilmiyorum yapmamaya çalışıyorum ama çok zoranıyorum :/