12 Ekim 2012 Cuma

Güncelleme


Geçen gün lise kutuma göz attım. Ne çılgınlıklar yarabbim ! Bütün haftalığımızı haftanın ilk üç gününde tüketip parasız ama gururlu Taksim, Beşiktaş gezmelerimiz. Lise balosunda bronz olacağız diye okulu kırıp adalara gitmek, iğrenç bir hava ve ağacın birinden Sena'nın üstüne yılan düşmesi... Sürekli aşık, sürekli depresif ve sürekli akıl bir karış havada gezmek...
Çılgın mektuplaşmalarımız...
Bizi kızdıran erkeklere kurudğumuz tuzaklar (!)...
Daha nicesi.
O zamanlar ne büyük laflar etmişiz hayata dair. Evlenince şöyle böylediye. Hatta bir yerlerde gelecekteki kocama yazdığım mektup olacaktı ama bulamadım. Onu okumak değişik olurdu işte.
Ben daha kendi halimdeyken evli durumuna geldim. Kendimi evliliğe fikslemedim. Evliliği başarı ve-veya yükselme gibi görmedim. En düz mantıkla seviyoruz aynı hayatı paylaşalım birlikte yuva kuralım dedik. Benim açımdan hem çok değişen şey oldu hem de değişen hiç bir şey olmadı aslında. Biz hem birlikte aynı hayatı mutlulukla yaşayan hem de ayrı hayatlarımızı zevklerimizi sürdürmeyi başardığımız için öyle aman bir evlilik havalarına girmedim açıkçası.
Evlendim ve evliler dünyasına geldim. Koca kadınlar benimle konuşur oldu. Toplumsal olarak sanki başarılı gibi algılanıyoruz mesela. Evli arkadaşlarımız arttı. Ben arkadaşlarımın arasında en geç evlenenlerdenim aslında. O çılgın lise arkadaşlarımın arasında evlenenler, evlenip boşananlar çok oldu. Kimisi umdupunu buldu, kimisi bulamadı, kimisi umduğundan daha iyisine sahip oldu vs.
Ben "evliler" grubundan biraz uzak kaldım. Böyle bir sınıfa girmek istemedim.
Ama daha bu duruma alışamamışken bir bir hamilelik haberleri yağmaya başladı. Neredeyse her gün birilerinin haberlerini alıyorum. Büyükşehir çalışıyor !
Yani daha bende evlilik güncellemesi yapılmadan bebek güncellemesi mevcut oldu.
Hatta ikinci çocuğuna hamile olan var.
Ben oldu bitti korkarım bebek fikrinden. Uzi ile ne zaman konuşsak "yok ya böyle iyiyiz aslında" diyoruz. Bir gün bebek sahibi olmak isterim Allah verirse. Genç anne-baba olmak da isterim ama çok büyük bir olay gibi geliyor bana bebek. Ayrı bir dünya, ayrı bir kısma atlamak sanki. Ben o kısıma henüz hazır değilim yani.
Büyümek gerçekten çok ilginç. Etrafımızdaki berbaer oynadığımız arkadaşlarımızla paylaştığımız aşamalara bak; regl olmak, aşık olmak (birden fazla ve belki kalp kırıklıkları) , sınavlar, mezun olmak, meslek sahibi olmak, evlenmek, bebekler, bebeklerin koca danalar olup evlenmesi falan, protez diş vakti ve bir bir kaybetmeye başladıkların...
Ben olan bitene şaşırıyorum.
Halbuki olan doğal sirkülasyon.

Hiç yorum yok: