21 Ekim 2011 Cuma
17 Ekim 2011 Pazartesi
Haydi kedi evi yapmaya
Havalar soğudu. Her yerde yağmur var, üstelik İstanbul'da sağnak yağış uyarısı da var. Sokaklardaki kuzucuklarımızı barındıracak yağmur geçirmeyen, yapımı kolay kedi evi ile mutlu edelim mi?
Burada yapımı anlatılıyor. Çok basit.
Tabi kedi evinizi koyacağınız yer önemli. Görevlilerin veya kağıt toplayıcıların almaması için stratejik bir yere koymalısınız. Ya bir esnafla anlaşın onun dükkanının civarına koyun ki o da gözkulak olsun ya da güvenli bulduğunuz, çocukların ve zarar verebilecek kişilerin kolayca göremeyeceği yerlere koyun. Kediler zaten kuytu yerleri severler. Biz bizim yaptığımızı sitenin dış duvarının dibine koyduk. Hem site içindeki hayvan düşmanları görmüyor hem de kolayca bulunmuyor.
Yaptığınız kedi evinin yerle temasının az olması gerekiyor ki yerden su çekmesin. O yüzden biz altına da köpükten ayaklar yapıp yerleştirdik. İçine de mama koyduk. Civardaki Yoda'nın annesini ve diğer yavrularını içine yerleştirdik. Zaten mamayı görünce anne hemen girdi.
Sokağa koyacaksanız üzerine "Bu bir kedi evidir lütfen almayınız" tarzı bir yazı yazabilrisiniz.
Aşağıda çılgın bir arkadaşımın adeta binaymışcasına inşa eetiği kedi evi örneğini görebilirsiniz.

Biz bir hevesle aceleyle yapıp fotosunu çekmediğimiz için pişmanız. Yakında çekerim.
Haydi size kolay gelsiiin.
Burada yapımı anlatılıyor. Çok basit.
Tabi kedi evinizi koyacağınız yer önemli. Görevlilerin veya kağıt toplayıcıların almaması için stratejik bir yere koymalısınız. Ya bir esnafla anlaşın onun dükkanının civarına koyun ki o da gözkulak olsun ya da güvenli bulduğunuz, çocukların ve zarar verebilecek kişilerin kolayca göremeyeceği yerlere koyun. Kediler zaten kuytu yerleri severler. Biz bizim yaptığımızı sitenin dış duvarının dibine koyduk. Hem site içindeki hayvan düşmanları görmüyor hem de kolayca bulunmuyor.
Yaptığınız kedi evinin yerle temasının az olması gerekiyor ki yerden su çekmesin. O yüzden biz altına da köpükten ayaklar yapıp yerleştirdik. İçine de mama koyduk. Civardaki Yoda'nın annesini ve diğer yavrularını içine yerleştirdik. Zaten mamayı görünce anne hemen girdi.
Sokağa koyacaksanız üzerine "Bu bir kedi evidir lütfen almayınız" tarzı bir yazı yazabilrisiniz.
Aşağıda çılgın bir arkadaşımın adeta binaymışcasına inşa eetiği kedi evi örneğini görebilirsiniz.

Biz bir hevesle aceleyle yapıp fotosunu çekmediğimiz için pişmanız. Yakında çekerim.
Haydi size kolay gelsiiin.
11 Ekim 2011 Salı
son zamanlarda
Evde şu an elimi emen bir kedi var. Yoda hala bende. Ama yakında gidecek çünkü ona süper bir yuva buldum. Nancy ile bir süre aynı evdeydi kedicik ama ikisini de ayrı kollamaktan helak olduğumu söylemem gerek. Nancy iyi idare etti yine. Kedi kumu kutusuna yatması hariç kıskançlık göstermedi aferin ona.
Dünyanın en saçma işten çıkışını yaşadım bu arada bir kaç gündür evdeyim. Kalkıyorum kahvaltı ediyorum ders çalışıyorum, nette takılıyorum netten dizi izliyorum, kitap okuyorum bir bakıyorum akşam olmuş. Ev hanımlarının delirmesini anlıyorum çünkü sıkılıyorum. Tatil , çalışırken tatilmiş arkadaş. Günün çoğunu saç-baş dağınık pijamayla geçirince pek tatil moduna giremiyorum. Uzi işten gelince gün boyu gördüğüm yegane insan olduğu için ona uzun zamandır görüşmediğim yakınımmışcasına yapışıyorum. Havalar da soğudu, sevimsiz kış ve sonbahar ıyy nefret ediyorum bu mevsimlerden. Canım miskinlikten başka bir şey istemiyor. Nerde caaanım yaz nerede caanım ilkbahar.
Neyse, gideyim ben.
3 Ekim 2011 Pazartesi
21 Eylül 2011 Çarşamba
Yodacık
Yine bir kedicik daha. Adını Yoda koydum çünkü Star Wars'taki Yoda'ya benziyor. Annesi istemiyor, dün bulduğumda ölmek üzereydi, veterinere götürdüm. Muayene oldu, zehirlenmiş olabilir hasta dedi doktor. İlaç verdi, iç-dış parazit yaptı. Vücut ısısı çok düşüktü. Eve getirip sıcak su torbasının üztüne koyduğum havlulara yatırdım. Anne kedi sütü maması ile besleniyor. Yine Nancy olduğu için yuva bulmak zorundayım. 2 Gündür aynı evdeler ve Nancy isyanda , bucak bucak kaçıyor. Kedi de daha miyavlamayı tam bilmiyor ama deli gibi köpeğe tıslıyor tükürüyor. Haydi bu kediciğe yuva bulalım.
13 Eylül 2011 Salı
Terlik
Çarşamba günü işten eve dönerken bir miyavlama sesi duydum. Nerden geliyor diye baknırken sitenin çitlerinin öbür tarafında minnacık yavru bir kedi gördüm. Gözünün biri kapanmıştı ve acı acı miyavlıyordu. Hemen ne yaptım ettim onu oradan aldım. Biraz bekledim annesi veya kardeşleri vardır diye. Pisi pisi diye dolandım falan. Baktım gelen giden yok. Aldım bu minnoşu doğru veterinere. Gözü enfeksiyon olmuş hemen damla damlattılar, iç-dış parazit yaptık. "Ee ne yapsam şimdi bunu?" dedim. Veteriner "aldığın yere bırak" dedi. Olur mu, ha arabayla ezmişim ha onu tekrar oraya bırakmışım. Ölür her türlü çok minik, annesiz kalmış belli. Aldım eve getirdim. Uzi belki istemez ama ne olursa olsun ben en azından toparlanana kadar bakacağım buna dedim. Uzi geldi, beni şaşırttı. Çok sevindi, kediyi de çok sevdi. Hep ayaklarımıza dokundu, hep insan istiyordu o yüzden adını Terlik koyduk. Karnını doyurduk, kaptan yaş mama bile yemeyi bilmiyordu, kaşığı emmeye çalışıyordu. Gece olunca da Nancy'nin kutusuna koydum hemen uyudu, gece de miyavlamadı. Nancy annemdeydi , yoksa onları getirdim bir araya, Nancy kaçtı kediden, kedi de buna tıslayıp tükürdü durdu. Anladım ki Nancy ile kedi mümkün değil aynı evde olamaz.
Hemen yuva arayışına başladık. Ama nasıl seviyoruz, Uzi ile birbirimize bakıyoruz, sanki birimiz "kalsın ya" desek kalacak. Ama biliyorum çok daha büyük bir sorumluluk hem kedi hem köpek. Büyüyünce ne yaparız ne ederiz derken yuva bulduk ertesi gün. Cumartesiye kadar koynumuzda yatırdık, mırıl mırıl yanımıza geldi ellerimizi çizik içinde bıraktı, mama yemeği öğrendi, koltupa çıkmayı ve inmeyi öğrendi, evin içinde hoppidi hoppidi koştu durdu. Cumartesi günü yeni evine bıraktık. İçimiz mahzun. Verdim Terlik'imi. Ağladım ağladım. Ya dedim nasıl alıştırıyorlar kendilerine. İnsan küçücük şeye nasıl merhamet sevgi duyuyor, anlam veremiyorsun sevgisiz merhametsiz insanlara, gözlerinde küçülüyorlar hayvan sevmeyenler.
Kediler bambaşka. Çocukken vardı bizim kedilerimiz. Manyak gibi bütün gün uyur gece olunca azarlardı.
Yine bir gün bir kedim olsun isterim. Sıcacık sevgi dolu, mırıl mırıl tipler. Dost görünen hıyarlardan iyiler en azından.
8 Eylül 2011 Perşembe
Domates
Şimdi bizim marketten alıp yediğimiz şey domatesse, bu bahçeden kopup gelmiş şey de ne?
Hangisi domates ?
Yediğimiz şeylerin tadı tuzunun olmamasına alıştık ta sebzelerin meyvelerin kusursuz görüntülerine de alışmışız ki bugün bu avucumdan taşan domatesin bu şekilde olanını bahçeli evde büyüyen ben bile görmemiştim.
Gerçekten bu şehirde bir şehir insanı olarak ölmek istemiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



