26 Ocak 2009 Pazartesi

Ev


Çocukluğum harika bir evde geçti.Kocaman bir bahçe içinde kocaman bir evdi.Bahçesinde hemen her tür ağaç vardı.Cevizden ıhlamura,incirden hurmaya ne ararsan vardı.Çocukken manavdan pazardan meyve alınmazdı,meyve ağaçtan koparılır yenirdi.Tam ev kapımızın önünde mandalina ağacı vardı mesela.Çiçekleri mis gibi kokardı,kokusu evimize girerdi.Mutfağımız ıhlamur ağacının hemen önündeydi oradan da ıhlamur kokuları gelirdi.
Üstelik hemen her bir ağacın ayrı önemi vardı.Birisi birinin doğumunun şerefine dikilmişti ötekisi torunun sünneti için falan.Hatta babam işi büyütüp sokağımızın ortasına kocaman bir çınar ağacı diktirmiş şu an 50 yaşında falan.
Yazın ceviz ağacının tepesinde kitap okur,evin çatısına çıkıp dürbünle manzaraya bakardım.Ne kadar başka gelirdi dışardaki dünya,apartmanlar,apartmanda hayat...Yönetici,balkon,kapıcı,otomatik falan yabancı şeylerdi bana çocukken.
Koca bahçenin içinde bana ait bir bölüm de vardı "Ayşegül'ün bahçesi" yazmıştım tabela yapmıştım oraya.Orada bana ait deveci armutu ağacı,fasulyelerim,erik ağacım,mısırlarım vs. vardı.
Tam ortada göbek vardı içinde muhteşem beyaz güllerin olduğu,baharda sümbüllerin leylakların açtığı.Şezlongu alıp oraya yatıp kitabımı alıp keyif yapardım.Fadiş'i,Denizler altında 20.000 fersah'ı,Dört kafadarlar'ı hep o bahçede keşfettim,okudum...
Yazın bahçeye kurulurdu kahvaltı sofrası,aygın baygın çiçek kokuları ile havuzdan gelen su sesiyle kahvaltı edilirdi. Bazı akşamlar mangal yapılırdı gece 11 e kadar masada sohbet edilirdi.
Gelen misafir bayılırdı eve,bahçeye.Köpekten korkardı ama sonra alışırdı.
Bir de havuz vardı minik,orayı temizler suyunun ısınmasını bekler, içinde çoluk çocuk oynardık.Hıdırellezde bahçedeki yediveren güllerinin altına dileklerimizi yazıp gömerdik. Saklambaç oynarken incir ağacına tırmanıp hem saklanıp hem incir yerdik.
Yazın camlar bütün gün açık durur,her zaman hafif eser,dışardan kuş sesleri gelir ve birden floppp diye bir ses!Şeftali ağacından fazla olmuş şeftaliler artık dayanamayıp düşmüştür.
Yazın kendine hamak yapıp tembel tembel yatarken çok sıcaklarsan açarsın suyu bir güzel ıslatırsın kendini oturursun.
Çocukluğuma dair hatırladığım görüntüler ve kokular ve hep bahçeye o eve dair.
Evim..Büyürken kapılarına boyumuzu işaretlediğimiz,kendime oda yaptığım asma odalı,hep soğuk olan misafir odasından korktuğum,duvardaki her girintisini çıkıntısını ezberlediğim,çocukluğumda o desenlere bakarak hayaller kurduğum,ergenlikte duvarlarını mora boyadığım,hayata dair,kendime dair düşüncelere daldığım , rafını babamın elleriyle yaptığı odamın olduğu,babam ölünce dört duvar arasında yalnız,küçülmüş ve hayatım sona ermiş gibi hissettiğim,ölen hayvanlarımızın gömülü olduğu ,hayatımın en önemli anılarına sahip evim,yuvam.
O evden sonra hiç bir evi kendi yuvam gibi hissetmedim,hala rüyamda ev olarak eski evimizi görüyorum. Şu an başkaları oturuyor,o evin asla anlamını bilmeyen ve bilemeyecek insanlar oturuyor orada.
En son gittiğimde sahipleri sümbüllerin üstüne çöp atmışlardı içine etmişlerdi.Ben de ağlayıp babamın elleriyle diktiği ve her baharda açan sümbüllerin soğanlarını ağlayarak söküp eve getirmiştim balkona dikmiştim.
Biliyorum normal değil o eve böyle bağlanmam ama bu yazıyı yazarken bile ne kadar üzüldüğümü anladım bir kere daha.
Daha yazmayayım...
Çok özlüyorum evimi,yuvamı,babamı ona dair her şeyi...
Bugün böyleyim...

8 yorum:

RoNaLDiNHo dedi ki...

walla süper bi ewde süper bi çocukluk geçirmişin..... Keşke bizim ewin bahçesinde bi incir bide ceviz ağacı olsaydı...Cevizi kırar incirin içine koyar mis gibi yerdim uhhhh :D

Esther dedi ki...

orası bir cennet bahçesiymiş.. nasıl unutulabilir ki.. bizim çatalcadaki çiftliğimiz de öyleydi.. ne yazık ki çok uzun sürmedi oradaki yaşantım... şimdi tek istediğim yeniden böyle bir eve kavuşmak...

PrimaRima dedi ki...

İnsan o evin resminide koymazmı kaç sene oldu tanışalı senle?hala göremedim gitti her anlattığında masal alemine gidiyorum yine öyle oldu.Ben resim isterim!Ona göre...gelirken getir:)

Boogie dedi ki...

Ne kadar güzel bir eviniz varmış böyle. Benim çocukluğum hep apartmanda geçti. Sokağa çıkma iznim bile yoktu buna rağmen o evi asla unutamadım o yüzden seni çok iyi anlıyorum. Önemli olan ev değil, içinde geçirdiğin yıllar ve anılar çünkü...

GÜLCAN dedi ki...

canım yaa babana olan özlemin yüzünden belki de o evi bu kadar çok özlüyosundur. ama çok güzel bir çocukluk geçirmişsin. anlattığın eve ben hayran oldum. merak ta ettim. görmek isterdim evi.

::puck-robin:: dedi ki...

ronaldinho: evet her şey çok güzeldi gerçekten..hiç böyle incir ceviz olayını düşünmemiştim ahahah :D
esther:benim de hep hayalim bir gün yeniden böyle bir yuva yapabilmek.
ebru:valla aslında fotosu var ama çok az sayıda bir de pc de yok tarayıcım da yok öyle duruyor ama getiririm gelirken yahu unutmazsam:)
boogie:ben hem doyasıya sokakta oynadım hem bahçeli bir evde büyüdüm çok faydası olmuştur mutlaka bana ama şu an apartman tuhaf geliyor hala:)
gülcan:artık benim çocukluğumun evi olmaktan çok uzak bir halde malesef gülcancığım.
babama özlemimden dolayı da olabilir çocukluğuma duyduğum özlem de her ikisi de ..

düşümdeki dünya dedi ki...

Evet çok güzeldi beh..nasiplenenlerdenim ben o evden. Çır çır ve altında evcilik oynadığımız çınar ağacı:) süperdi, süpermiş. Sen anlatınca daha da güzel olmuş.

L@L dedi ki...

Çocukluğuma geri döndüm yazınızı okurken. Unuttuklarımı hatırladım. Özlediğim ne çok şey olduğunu farkettim.

Sevgiler!