7 Mayıs 2010 Cuma

Bu haftasonu


Bu anne ile yavrusu şu an barınakta geçici bir süre ile kalıyor ve eğer anne ile minik yavruyu yani ikisini de sahiplenen olmazsa sokaklara dönecekler.


Adı yok, cinsi terrier, hani şu petshoplardan yüzlerce euro para bayılarak alınmışlardan. Trafik kazası geçirmiş bacak kemiği paramparça. Şokta, öyle şokta ki sağlam bacağına bile tepki veremiyor.Bu yavrunun üzerinden araba geçmiş, yuva arıyor.


Bu boxer cinsi köpeğin önce kulakları kesiliyor, sonra da kulübeye bağlanıp aç ve susuz unutuluyor. Şu an barınakta , çok zayıflamış.Bu cengaverin adı Watman imiş. Ne yazık ki kolunun üstünden tren geçmiş ve kolu kopmuş. Şu an tedavi görmekte.

Saatlerdir Yedikule hayvan barınağının sayfasında dolanıyorum. Dolandıkça küfrediyorum, dolandıkça hayret ediyorum.
Bazı insanların hayattaki misyonu diğerlerinden başkadır. Tıpkı Yedikule hayvan barınağının kurucusu Meral Olcay gibi. İyi kalpli ve fedakar bu kadın sayesinde şu an 2000'den fazla köpek orada yaşamını sürdürmekte, sevgi ve şefkat görmekte.
Ama ne yazık ki orası barınak ve ancak gönüllü çabalarıyla ayakta kalıyor.
Bir sürü yavru var, felçli hayvan, kediler, tedavisi sürenler, yuva arayanlar, travma yaşayanlar...
İnsanoğlu çok bencil.
Sevgi ve şefkati sadece çocuklarınıza gösterip insan dışındaki canlıları yok saymayın. "Anne olunca hayata daha şöyle bakıyorum böyle bakıyorum" diyorlar ya, ona da inanmıyorum. "Ayy kedi köpek istemem pis hayvanlar." ," Ayy çek köpeğini " diye yaygara koparanlar mı şefkat yumağı hadi canım.
Alerjiniz olabilir, evinizde kıl tüy de istemiyor olabilirsiniz, sabah çıkıp eve akşamın köründe de dönüyor olabilirsiniz. Ama bunlar bile bahane değil. Çünkü barınağın hamilik hizmeti de var. Bir hayvanın hamisi yani koruyucusu oluyorsunuz, onun masraflarını üstleniyorsunuz, ziyaret ediyorsunuz, hatta gezdirebiliyorsunuz bile. Böylece felçli, sakat hayvanlara da yardım edebilme imkanınız oluyor.
Bu haftasonu, çocuklarınızı alışveriş merkezine götürüp saatlerinizi aylaklıkla geçirmek yerine atlayın arabanıza, girin bir markete, süttür, makarnadır, ekmektir bebe bisküvisidir atın alışveriş arabasına.
Evinizde kullanmadığnız giysilerinizi, birikmiş gazeteleri, kullanmadığınız halıları kilimleri de bir güzel koyun bagaja.
Doğru en yakın barınağa gidin.
Sadece aldıklarını verip, iki sevip gitmeyin. Gitmişken işe de yarayın, yuvaları temizleyin, mamalarını sularını tazeleyin.
Bir gün işimden emekli olup elimi eteğimi işsel mevzulardan çektiğimde herhalde ben de hayvansevmezlerin "deli karı" gözüyle baktığı kedi-köpek besleyen bir kadın olacağım.

6 yorum:

Hilal dedi ki...

kulübeye bağlanıp nasıl aç bırakılır ir hayan.. başım döndü okuduklarımdan sonra..

elif ada dedi ki...

Merhaba Robin, ben anneler günü hediyemi Korusev'e gonderdim. Ada'nın sayfasından senin bu yazına link verip bir de cağrıda bulundum. Buradan da tekrarlamak istedim. Sevgiler
Umur & Ada

puck-robin dedi ki...

hilal: barınaklarda daha neler neler var ne yazık ki :(

elif ada:şimdi okudum yazınızı, çok teşekkür ederim. evet insanın yüreği dayanmıyor, ben bugün gittim hala etkisindeyim :(

Damlo dedi ki...

bu barınak ziyaretlerini bi ritüele dönüştürmek gerenk. hayat akışında her şeyi unutabilioruz

puck-robin dedi ki...

damlo: aynen öyle.

Hande dedi ki...

geçen yaz cumartesi günlerimizin çoğunu orda geçirmiştik. yemek dağıtırken, biraz ürkünce içerdeki küçükleri ve ortada dolananları sevmeye başlamıştım. eşim yemek dağıtımına yardım ediyordu. ama kış geldi maalesef azalttık gitmeyi. Meral Abla gibi azimli olmak gerek.