10 Ocak 2011 Pazartesi

Yalnızlık

Anlıyorum ki mutluluklarımızda da yalnızız aslında.
Babam ben daha 16 yaşındayken, daha kıymetini bilmeye başlamamışken, var olduğuna şükredecek akli durumlardan uzakken vefat ettiği zaman iyice derinlere yerleştirmiştim kendimi. O cenaze hengameleri sırasında anlamıştım hayat devam ediyor ve sen bütün bu acıyı tek başına yaşıyorsun. İnsanlar eve geliyor, ağlıyor sarılıyor teselli ediyor ama bir an geliyor sen bile acını anlayamıyorsun gülüyorsun sohbet ediyorsun. Babamın vefat ettiği gün  , "Allah'ım ne olur ölmesin , ölürse ben de ölürüm" diyordum. Ama ölmemiştim işte. Kendime şaşıyordum. Hatta cenaze son kez eve gelmeden önce komşumuzun evinde arkadaşlarımla şu an hatırlamadığım şeylere kahkahalarla gülüp gülüp ağladığımı hatırlıyorum. Neden ve neye ağladığımı bile anlamıyordum. O hengame geçtikten sonra zamanla neye ağladığımı anladım. Hayır kendimi drama kraliçesi duruma soktuğum için değil, arkadaşımın babası "onun artık babası yok, onunla görüşmeyeceksin!" dediğini öğrendiğim için değil, evde babamın yarım kalan hayatıyla devam etmek zorunda olduğumuz için de değil, dükkanında onun yere düşmüş gözlüğünü gördüğüm için de, köpeğimiz Baksi, kapıya bakıp bakıp ağladığı için de değil , yalnızlığıma ağlıyordum, bu acıyı tek başıma yaşamak zorunda olduğum için ve hayat devam ettiği için ağlıyordum.
Kişisel tarihimde yaşadığım en büyük acı sırasında anladım ki ; yalnızız be. Etrafında insanlar var evet, teselli etmeye çalışıyorlar ama sorun şu ki teselliye inanmam, bu yüzden zor durumlarda teselli etmek için uğraşamam, sahte gelir , o yüzden pek konuşmamayı tercih ederim, çünkü bu yalnız yaşaman gereken bir durumdur ve Duman'ın dediği gibi  :"Yalnızlık paylaşılmaz"
O günden sonra yine hayatımda kendimi çok üzgün, güvensiz, kişiliksiz ve silik hissettiğim zamanlar oldu, hepsinde de yalnız hissettim. Çünkü üzüntülerini insanlara bir anlatırsın iki anlatırsın üçüncüde sıkılırlar haliyle ve sen dramlarınla yaşayan biri olursun. Bir "dostumun"  ben aşk acısı yaşadığım ve gözlerim balon gibi şiş, hayatın artık anlamsız olduğunu düşündüğüm anın perişanlığında bile nasıl da kendi sevgilisiyle yeni çekilmiş neşe dolu fotoğraflarını bana gösterdiğini hatırlıyorum da. Bak demiştim işte yalnızlık bu.
Bu aralar heyecan ve mutluluk dolu bir dolu şey yaşıyorum. Bir yetişkin olarak, bir kadın olarak önemli şeyler yaşıyorum kendimce ve hatta toplumca. Evvelden heyecanım yoktu, yaa yaparız bişeyler hallederiz diye yer yer streslenen ; yav nasıl hallolacak her şey nasıl yapacağız diye celallenen ben, şimdi mutlulukla her şeyin nasıl da yoluna girdiğini görüyor çoşkuyla doluyorum. Ama gel gör ki bu mutlulukta bile yalnız kalıyorum. İş yerinde hem artık büyümüş ve bu yola çıkmış biri olmanın getirdiği şaşkınlıkla ani sevinç sıçramaları yaşayıp herkese her gelişmeyi anlatıyorum. Anlatıyorum ama ne anlatıyorum kime anlatıyorum benim için hiç bir önemi yok ki. Ben kusma gibi içimde tuttuğum şeyleri anlatıyorum.  İtiraf ediyorum bazen ağız ishali yaşıyorum. Ama gerçek arkadaşlarımdan ve dostlarımdan uzak olduğum için boş bakışlarla karşılaşıyorum.
Tezim şu: kötü günlerde gerçekten herkes yanında oluyor, kötü gün dostu bulmak hiç zor değil, herkes bir şekilde egrek kendi vicdanını rahatlatmak, gerek kötü gününü görmenin sevincini yaşamak veya yanında olmak için bir şekilde seninle oluyor. Mühim olan iyi gün dostu bulmak. Seninle sevinecek, heyecanını paylaşacak, sen anlatırken araya kendi lakırdısını sokmayacak, seni kıskanmayacak, "o öyle olmaz, böyle olmaz"larını kendine saklayacak  (çünkü bir mutlulukta maraz eleştiri gören arkadaştan ne hayır beklersin ki ), gerçekten senin için mutlu olduğunu bileceğin dostlar çok az bulunur.

Belki de bu yüzden etrafımda arkadaşım çok ama dostum, etrafımda yakın tuttuğum insan gerçekten az. Üzüntüne üzüleceğini, sana kıyamayacağını, sen sevinince sevineceğini, mutlu olunca mutlu olan, en mutlu gününde gözleri dolacağını bilip güveneceğin insanlar olmalı etrafında.
Benim ergenliğim zor geçti, çok hırçındım öfkeliydim. Hayatımdaki en önemli kişileri kırdım üzdüm onları umursamadım. Büyük olaylar hadiseler değildi çıkardığım marazlar, yani öyle evden kaçma, intihar gibi şeyler değildi, "kötü arkadaş"larım da yoktu, ben evde asiydim, evdekilereydi pisliğim. Zaten oldu bitti anormal bir çocuk olduğumdan sık sık yalnız başıma düşüncelere dalardım, yalnız kalmayı tercih ederim çünkü farklı olmak ucube olmak gibi bişeydi çocuklar arasında. Bu sebeptendir ki ancak lisede falan mahalledeki arkadaşlarımdan başka  arkadaşlıklar kurmaya başladım. Ortaokul zamanı günlüklerime baktığımda hep gördüğüm kendimi yalnız hissettiğim, yalnızlık, arkadaş özlemi vs. Ergenliğe giriş ünitesindeyken zaten klasik kötümser ve karamsar oluyorsun. Bir de üstüne benim tuhaflığım eklenince kendimi iyice kapatmıştım. Açılmam ancak lise dönemlerine denk geliyor. Zaten onda da çok açılamadan babamı kaybetmiştim.
Yine de o zaman fark etmiştim aslında hepimizin yalnız olduğunu.

Uzuun bir lafın kısasına gelecek olursak, bu aralar yalnızım, dostlarımdan uzağım ama bilsinler ki mutlu günler geçiriyorum.

10 yorum:

Somethin'Special dedi ki...

Bögüre bögüre agladim,gözlükte iptal oldum,arkadasinin babasinin insan olmadigini düsündüm,topluluk icinde susmanin,kendini saklamanin verdigi üzüntüyü seninle paylasmak istedim ve sonra cok güzel bir gelin olacagini, babanla paylastigin o güzel anlari,hic istemedigini söylesende çocugunla yasayacagini ve harika bir anne olacagini düsündüm.seni cok seviyom nan!aglattin beni gece gece!

aysencifci dedi ki...

Çok haklısın. Mutluluğu paylaşmak zor geliyor kimi kem gözlere. Biri birşey anlatırken ille o da lafa girmek istiyor. Dur bir dinle önce değil mi? Anlatılanı bir hazmet! Sonra konuş. Bana da hep mutlu gün dostu fazla gelir de kötü gün dostu az gelir. Düğün,nişan, gece gezmesi, yemek dedinmi toplanan kişiler, cenaze oldu mu gelemez, manisi çıkar. Sağlık sorunun oldu mu ona misafir gelir, kendi hasta olur, çocuğu ateşlenir vs. Boşver az ama öz dost mühim. Onlarla hem iyi hem kötü günde yanyana, sırt sırta olmak güzel. Umarım hep güzellikler olur hayatında.

Hande dedi ki...

o arkadaşın babası diye bahsettiğin kişi insan olmayı beceremezken baba hiç olamamıştır.

little penny dedi ki...

Onunla görüşmeyeceksin, babası yok, diyen baba müsveddesine ben bile lanet ettim okuyunca.

Annesi vefat eden bir ablama yazdığım bir mail vardı. Şimdi ev kalabalık, ya herkes gittiğinde ne olacak, diye. O hengame o ilk anki acıyı biraz uyuşturuyor belki, ama sonraki boşluğu derinleştiriyor. Kötü durumda herkes can dost oluveriyor sahiden, ben iyi günümde dost kalan, artniyet taşımayan çok az insan gördüm.

puck-robin dedi ki...

samtin niho: Canım benim seni çok seviyorum, çok içtensin, candansın, iyi ki tanışmışız canım benim.

aysencifci: gerçekten de az ama öz olanı makbul, etrafında ne düşüneceğini bilmediğin , güvenemediğin bir sürü kalabalık olacağına canın ciğerin bir avuç inan olun daha iyi. sanırım büyümenin güzel yanlarından biri de zaten zamanla çürüklerin bir bir ayrılması ayıklanması.

hande: öyleydi gerçekten de.

Ful yaprakları dedi ki...

insanlaırn çoğu böyle ne yazık ki..
kimileri sadece iyi gün dostudur,lay lay lom..bak böyle bir arkadaşım vardı mutluluklarda ortadan kaybolan! şimdi onunla ilgili bir yazı yazasım geldi, ilham verdin bana:)

puck-robin dedi ki...

ful yaprakları: haydi sen de yaz yaz :)

Noni dedi ki...

Ne güzel yazmışsın canım, ne içten bir yazı...
Doğru kimi insanlar gerçekten başkaların mutluluğunu kaldıramaz ve mutlu anlarına çomak sokacak laflar sarfetmeyi severler ama zamanla onlar hayatından çıkar gider, ve bir süre sonra bir elin parmakları kadar az ama seni mutlu eden gerçek dostlar kalır yanında. Yalnızlığın da tadını çıkartmayı öğrenirsin, öte yandan paylaşmanın da keyfini sürersin... Zaman herşeyin ilacı oluyor... Bence herşey dengede olmalı bu hayatta, ne herkese tamamen sırtımızı çevirip bir başımıza olmalıyız, ne de her an herkesin içinde yaşamalıyız tüm duygularımızı... Bence bu dengeyi kurduğu zaman insan mutlu olmayı da öğreniyor.
Bu arada uzak bir yerlerde de olsa senin mutlu olmana sevinen birileri var ;)

puck-robin dedi ki...

noni: o dengeyi yakalamak da zamanla oluyor sanirim , cunku su an ya hepsini kirip silmayi ya da kendi sinirlerimi bozmamak icin onlari gormezden gelmeyi secmek durumundaymisim gibi geliyor, henuz karar veremedim.

Sagır Kedi dedi ki...

Bu yazından şunu anladım yanlışsam düzelt.Sen hayatın boyunca hep yalnızdın,her şeyi yalnız başına başarabildin.Böyle olmak sana iyi geldi ama artık yeni bir sayfa açıyorsun hayatını yeni biriyle paylaşacaksın o kişi senin yalnızlığını hissettirmeyecek.Bu yazın sen yeni ve mutlu bir hayata adım atarken içindekileri dökmek gibi oldu.Çok da duygusal..Mutlu olmayı hakediyorsun.Sevgiler..