28 Mart 2011 Pazartesi

Türk 'ün nikahla imtihanı






Hazır yeni kayıt yazabiliyorken kendimden haber vereyim dedim. Tarihe not edeyim dedim. Hazırlıklarımız devam ediyor. Ben yazamazken bir sürü iş hallettik. Listemizden bir çok iş sildik. Mobilyalarımızı seçtik, evimizi badana ettirdik hatta kapıları da boyattık, bizimkiler Uzi'ye yemeğe geldiler ve yaşayacağımız evi de gördüler, davetiyeleri ve nikah şekerlerini hallettik, annemler bana çeyiz aldılar (evet benim çeyizim var hehe) motorumuzu sattık hatta yenisini aldık, eşyalarımız geldi onları yerleştirdik, bir kaç kavga ettik , Nancy köpekle ilgilendim vs.
Bu süreçte bir Türk kızını baştan, insanlıktan ve yırtık dondan çıkartan olaylar da yaşamadım değil. Çünkü şimdi anlıyorum ki Türk kızının imtihanı düğün hazırlıklarıdır. Bunca yıldır burun kıvırdığım, küçük gördüğüm, saçma bulduğum kızların hareketlerinin nasıl katakulliler sonucu bu hale geldiğini anladım. Etrafımda gördüğüm kızlarda bu dönem vuku bulan " AL AL AL ALDIR! PARÇALA CO! " ruh hali, açgözlülükle erkek tarafına kakalamaya çalıştıkları ve başardıkları altındır takıdır, perdedir halıdır koltuktur bohçadır saçmalıklarına ısrarla hiç girmedim. Ama mobilyacılarda olsun , davetiyeciler olsun gözledim ki , tuzağın adı "BİR KERE OLUYOR CANIIIIM", hatta bu konuda bir kitap yazıp adını da "BİR KERE OLUYOR" koysam satış rekorları kırar, okuyan her kız kendini bulur ama ele güne karşı "ben böyle değilim canııım " der. Bu olay tee yüzükte başladı. Gözünü pırlanta bürümüş, ingiliz asilzadesi olduğunu evlenirken farketmiş nice yakınımın "pırrlantaaa aldır, aldır aldırrrrrrrr" şeklindeki ağız köpürmesiyle cereyan eden seslenmelerine kulağımı tıkadım. Yahu arkadaşlar "aldır" nedir ? Evlilik bu. İki kişinin aşk, sevgi , ihtiras ve kara melek birşelimiyle aynı evde hayatını geçirmeye karar vermek işte. Güzel , hoş, tatlı, eğlenceli birşey bu. Birlikte kurun evinizi, ikiniz emek verin, omuz omuza verin bir olmanın birlikte birşeylere sahip olmanın tadını çıkartın.
Neyse her zamanki gibi konuyu uzatıyorum ama uzatıyorsam da uzatıyorum ne yapayım yav.
Gittik mobilya bakmaya. Her bütçeye uygun mobilyalar var elbette. 6bin TL'ye de bir oturma grubu sahibi olabilirsiniz 1700 TL'ye de. Neticede üstüne oturulan, eskiyen , bişey bu. Aman ne modeller var ne modeller, taşlısı, kadifesi, ketenlisi vs. Benim koltuk kriterim uzaktan bakınca "otur bana bebek ", oturunca da "yat bana bebek , uzan bana bebek" desin yeter olduğu için bulmam zor olmadı. Yatak odasında da envai çeşit saçmalığa baktıktan sonra güvendiğimiz bir arkadaşımıza beğendiğimiz modeli yaptırdık. İstediğimiz ölçüde içini de istediğimiz gibi çizdirerek çok uygun fiyata yaptırdık. Misler gibi de oldu. Bütün mobilyaları bir günde bakıp beğenip aldık. Ne mağaza mağaza gezecek, de de kataloglar karıştıracak enerjim yok.
Başından beri fikrim şuydu; insanlar evlenme olayını çok büyütüyorlar, çok fazla ağır ve gereksiz detaylarla yüklüyorlar.  O yüzden en baştan beri normal bir hazırlık planım olduğu için öyle devam ettik. Davetiye ve şekeri tek seferde tek dükkanda hallettik. Kusura bakmayın ama bin tane yere bakmaya gerek duymuyorum. Duyulmasını da saçma buluyorum. Bunların hepsinin sebebinin hep anafikirden uzaklaşıp (anafikri birlikte bir ömür saadet )saçma detaylarla uğraşmak olduğunu düşünüyorum. İki insanın o hazırlıklar boyunca birbirini gırlatlayacak duruma gelmesinin başka izahı da yoktur sanırım. Çünkü biz bütün bu hazırlıklar sırasında bir kez bile kavga etmedik. Ettiğimiz kavgaların hazırlıklarla uzaktan yakından ilgisi bile yoktu kendi saçma sebeplerimizdi her zamanki ...

Kızlar, evet yuvayı dişi kuş yapar ama bu görevi o kadar abartmayın, açgözlülük etmeyin, damadı yolunacak kaz gibi görmeyin, yüzüğünüz stork olmasa da olur, mutfağınızda ankastre olmasa da olur. Kendinize gelin.

Ölmeden önce köşesi açıcam artık yazılarımın sonunda.


Ölmeden önce , küçük mutlu bir yuva yapabilmiş olmayı isterdim.



foto

10 yorum:

Gülcan dedi ki...

canım benim yaa.. eminim ben; mutlu bir yuvan olacak. küçük mü olur büyük mü bilemem ama :)) sevdim bu "ölmeden önce" köşesi fikrini.

rahat yazar dedi ki...

Düğün hazırlıkları hiç kolay olmasa gerek. Sen sakinsin ama dediğin gibi ben de duyuyorum kavgalar falan çıkıyormuş böyle zamanlarda iyi siz çabucak halletmişsiniz:)

Bir ömür boyu mutluluklar...

Robin Goodfellow dedi ki...

ben de sevdim Gülcanım :) inşallah öyle olur ^^

rahat yazar: teşekkür ederim, kolay değil ama zor da değil insanlar kendileri zorlaştırıyorlar bu işleri, yoksa çok zevkli şeyler.

Selin Ergeçer dedi ki...

Canım yazdıklarını okurken inan çok güldüm çünkü haklısın yani insan evlenirken aynen senin de dediğin gibi çevreden bir sürü abuk subuk yorum geliyor...O kitabı yazmalısın, çok eğlenceli olur :)))) bu arada en güzelini yapmışsın,biz de sizin gibi eşyaları 1-2 günde davetiyeyi ise ilk baktığımız yerden halletmiştik,gerisi teferruat ve sadece kafa karıştırmaya yarıyor...

Robin Goodfellow dedi ki...

selin ergeçer: zaten böyle durumlarda herkese laf düşer, herkes çok kıymetli fikrini beyan etmekle kalmaz sen fikrini beğenmezsen de dudak büker, yahu tamam tecrüben vardır bu konuda aktarırsın gerisi bana kalır ama . sanırım bunların bir üst versiyonunu kadınlar çocuk doğurunca yaşıyorlar hehe

Somethin'Special dedi ki...

Beybi,alkışlıyorum ama fakat şu aileler yok mu aileler...
Öperim, özledim...

aysencifci dedi ki...

En nihayet açılmış bloglarda ilk yorumu sana bırakmaktan şeref duyuyorum:)))
Ben dediğin gibi yapmıştım, mobilyaları 1 dükkandan, davetiye anlaşmalı matbaadan, şekerler yok onun yerine lavanta keselerini biz elde yaptık. Kız tarafı bunu alır, bunu erkek tarafı alır demedik. İkimizin maaşıyla kesemize ne uyarsa aldık. Ailelere yük olmadan evlendik.Ammmaaaa, sonradan her güzel şeyi, mobilya olsun, tüllü davetiye olsun, gelinlik olsun, fotoğraf olsun NE ZAMAN GÖRSEM AKLIM KALIR!NEDEN BEN BUNU BULAMAMIŞIM diye hayıflanırım. Gerçekten! Tabii ki birlikte bir ömür geçirmek için evleniyoruz falan ama bu gördüğümüz şeyleri beğenmek ve kıskanmak konusunda bizi durduramıyor.
ÇOOOOOOK mutlu olacağınıza eminim, yeter ki birbirinizi kırmadan, saygınızı bozmadan, dışarıya kulakları tıkayın. Çok öpüyorum

Robin Goodfellow dedi ki...

samtin niho: yauuuv kimse karışmıyor ki bize, keşke biraz karışsalar :D

aysencifci: valla işte belki biraz da sonradan aklım kalır diye kredimi çekerken ihtiyacımdan biraz fazla çektim ki aklım bişeyde kalırsa gidip alayım diye. sonun dışında şimdiye kadar gayet iyi gitti bakalım :) inşallah yolunda devam eder.
sevgiler ^^

Bukle dedi ki...

az kaldı çok az kaldı! hepsi bitecek ayaklarını uzatıp dinleneceksin arkadaşım. çoğu gitti azı kaldı bence. arayıp yardım istemiyorsun kafanı kırasım var haberin olsun!!!!

Robin Goodfellow dedi ki...

bukle: ama valla bişey gerekmiyor ki :D olsa söyliycem söz