14 Haziran 2010 Pazartesi

İşten içsel hesaplaşmalar


Hep bir bekleyişteyim bu aralar. Kendimi yenebilmeyi, ilişkimin düzene girmesini, işlerimin yoluna girmesini, Nancy'nin regl döneminin bitmesini bekliyorum. Temmuz- Ağustos aylarında işimle ilgili radikal bir karar alacağım. Kpss sınavına ben de başvurdum evet. Çünkü haftanın 6 günü 9-6 temposunda engellli çocuklarla çalışamıyorum artık. Motivasyonum sıfır. İdealizm falan hak getire.Önce anlamadım bana ne olduğunu, öğrencilerin fazlalığı battı önce gözüme, sonra işten bihaber birine yetki verilmesi battı, müfettiş telaşı battı, ayda 8 seans yerine 6 seans aldığı halde 8 miş gibi gösterilip kandırılan veliler battı gözüme. Bir gelişme olmadığı ve olamayacağı  halde varmış gibi umut verilen aileler battı sonra bana. Hiç birşeyi olmadığı ve engelli raporu da alamadığı halde ailesi tarafından ısrarla özel eğitime verilen çocuğun ailesinden alınan seans ücreti battı bana. Çocuk bana geliyor ve ailesine "paranızı harcamanıza gerek yok çocuğunuz normal" diyememek, ima etsem de anlaşılamamak koyuyor bana.Günde 45'er dakikadan 8 özürlü çocuk almak, hatta bazılarını tam 90 dk. almak da battı bana, kendi alanım olmayan çocukların bana kakalanması da battı. Özel eğitimde para var diye ne çalışmakla, ne bu çocuklarla ne de bu alanla ilgisi olmayan öğretmenciklerin derste zaman dorldumak için eğitimle alakasız işlerle uğraşmaları canımı sıktı. Güya sözde çocuklara üzülen "ay ayağında ayakkabısı yok yaa" diyen öğretmenlerin çocuğun üzerinden ekmek yemesi sinirimi bozdu mesela. O kadar haline üzülüyorsan dersini adam gibi yap o halde.
Özürlü çocukları ve ailelerini "velinimet" ve "müşteri" olarak adlandıran patronumun zihniyeti battı bana sonrasında.
Bilgisiz ve çocuğunu tanımayan bir ailenin benden kas hastası çocuğuna okuma-yazma öğretmem beklendiğinde olmuştur belki bana ama... bilmem...
Nefes alamayacak gibi oldum bir pazartesi günü ilk dersimde. Kaçıp eve gitmek ve işe gelmemek istedim bir daha hiç.
Haftada 6 gün değil de maksimum 4 gün yapabileceğin bir iş bu.
Önce işimin alanını genişleteyim dedim. Farklı bir şey yapayım. Grup aktivitesi yapayım mesela, sonra sergi açalım dedim onunla uğraştım biraz nefes aldım.
Ama yok, anladım ki olmayacak bu şekilde. Yaşayabilmem için, hatta bu işi bile sağlıklı bir biçimde yapabilmem için bana nefes lazım zaman lazım.
Zaten başvurmuştum kpss 'ye. Devlete geçersem eğer, yarım gün hem asıl işimi yaparım, hem yaşamaya zamanım olur. İster sertifika programlarına katılırım, ister tiyatro kursuna katılırım, ister gezerim, ister barınak gönüllüsü olurum, hiç bir şey yapamazsam yapamamanın da keyfini sürerim dedim. 
Diğer işlerde haftada 5 gün sabah-akşam çalışanlara diyecek sözüm yok, ne yazık ki çalışma şartları böyle. Ama benim çalışma şartımı düzeltme imkanım var. Bu şekilde yaşayamam ancak ölürüm. İşinden nefret eden bir öğretmen olurum bu gidişle. Sırf para için hayatımı tüketirim.
Eğer Ağustos'da atanmasam da değiştireceğim işimi, haftada 4 gün yine özel eğitimde çalışıp nefes alacağım.
Her şey bu bir-iki ay içinde belli olacak.
Haydi hayırlısı.

5 yorum:

zişniko dedi ki...

en güze kararı vermişsini. bende uzun yıllar dersanecl
ilik yaptım. zor günlerdi.günde 12 saat hiç durmadan ders anlattığımı bilirim. artık konuşmaktan bıkardım. şidi devletteyim. daha az alıyorum ama kendime vakit ayırabiliyorum. film izliyorum. kitap okuyorum. kurslara gidiyorum. aylaklık edebiliyorum. ve daha verimli çalışıyorum. öğrencilerimi seviyorum.inşallah herşey sizin içn yi olur .

tosbagalar dedi ki...

Hayırlı olsun. Benim kardeşlerimin ikisi de özel eğitimci. Kızkardeşim devlette çalışıyor erkek kardeşim ise atanamayan grup olup özel de çalışıyor biz devlete geçmesini daha rahat edeceğini söylüyoruz ama pek oralı olmuyor. Neyse ülkemizin her işinde her kesiminde böyle tatsız olaylar oluyor devlet okulunda da farklı olacağını düşünmüyorum. Ama sen farklısın eminim aileler çocuklarının sende eğitim görmelerini isteyeceklerdir.

Somethin'Special dedi ki...

Sabır dostum...

Magissa dedi ki...

Insalah istediklerinin hepsi olsun. Olamayacak seyler de degil hem, bence yaparsin sen.
(Darisi basima)

puck-robin dedi ki...

zişinko: merhaba
dershanecilik de zor valla yapanlardan biliyorum. artık maaş kısmını geçtim işin, ben daha çok alacağım diye soluyorum :(
güzel dilekleriniz için teşekkürler.


tosbağalar: ben de şurda bu yıla kadar oralı olmuyordum, dedim ya ne olduysa bu bi iki ay içinde oldu . tabi ki her işte zorluklar tatsız durumlar oluyor ama en azından yarım gün çalışıyorsun,bütün gün okula kapanmıyorsun.
İnşallah benden memnun kalırlar :)

somethin special: sabrediyorum az kaldı.

magissa: inşallah olur magissa, darısı senin başına.